Site Menüsü
Üyelik Girişi
Anket
Anadolu Halk Hareketi'ni Doğru Buluyor Musunuz?
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam91
Toplam Ziyaret580576
Osmanlı İmparatorluğu -1- (1299-1481)

OSMANLI İMPARATORLUĞU -1-

















Osmanlı tarihini genel bir özetle yazmaya çalışacağız.


1200 yılında Dünya'da Türkler

 

1200 yılları Selçuklu İmparatorluğu’nun yıkıldığı ve Anadolu’da Anadolu Selçuklu Devleti’nin varlığına devam ettiği dönemdir.




Bu dönemde Oğuz Türklerinden Kayı Boyu’ndan olan Osman Bey’in dedesi olan Gündüz Alp (Süleyman Şah) aşireti ile birlikte ülkesini terkederek, Selçuklu topraklarında yaşamak üzere Amu Derya’yı geçip, Oğuzların bol olduğu Ard Havzasına, oradan Karakum Gölü’nün güneyine, oradan Merv yoluyla Ahlat’a gelmişti. Moğol ateşi Doğu Anadalo’yu da yakmaya başlayınca, daha içlere gitmeye karar veren Gündüz Alp, Fırat Nehri’ni geçerken boğulmuştur.

Gündüz Alp’in 4 oğlunda büyükleri olan Sungur Tekin ve Gündoğdu Ahlat’a geri dönmeye karar vermişler, diğer 2 oğlu Ertuğrul Gazi ve kardeşi Dündar Bey, beraber batıya hareket etmişlerdir.

Sivas yakınlarında konakladıkları sırada Selçuklu kuvvetleri ile Moğol kuvvetleri arasındaki bir savaşa şahit olmuşlardır. Selçukluların yenilmekte olduğunu gören Ertuğrul Gazi, adamları ile birlikte Selçuklu tarafında savaşa katılmış ve Moğol kuvvetleri yenilmiştir.

Bunun üzerine o dönemin Selçuklu hükümdarı Sultan Alaeddin, Ertuğrul Gazi’ye iltifat ederek, Ankara yakınındaki Karadağlar bölgesini ikta olarak verdi.

Daha sonra oğlu Savcı Bey’i Konya’ya gönderen Ertuğrul Gazi’ye; Bursa ile Kütahya arasındaki Domaniç Dağları yaylak, Söğüt ile Karacaşehir de kışlak olarak verildi.

Aşireti ile birlikte Ertuğrul Gazi, o dönem o bölgede oturan Afşar ve Çavdar aileleri mensuplarını düzene koydu. Adaleti ve halka olan iyi muamele ve yardımları o kadar çoktu ki; Hristiyan tebaa bile kendisine hürmet etmeye başladı.

Bu durum Karacahisar Tekfurunu telaşlandırdı ve Ertuğrul Gazi’ye cephe aldı. Bizans’ın bu sınır kalesi Ertuğrul Gazi’nin isteği ile Selçuklular tarafından kuşatıldı. Bu esnada Moğolların Konya Ereğlisini kuşattığı haberi gelince, Sultan Alaeddin Karacahisar kuşatmasını Ertuğrul Gazi’ye bırakarak geriye döndü.Ertuğrul Gazi Karacahisar’ı aldı ve tekfuru ile esirleri, kardeşi Dündar Bey ile Konya’ya, Sultan’a gönderdi. Ertuğrul Gazi Sultan Alaeddin’in vefatına kadar 6 sene boyunca ona büyük hizmetlerde bulundu.

Sultan ölünce Selçuklularda taht kavgaları başladı. Ertuğrul Gazi bu kavgalara karışmayarak, tekfur ile mücadeleye devam etti. Bu arada Edebali Horasan’dan gelen bir Eren idi. Önceleri Eskişehir’de ders veren bu mübarek, Ertuğrul ile tanışınca Bilecik’e yerleşti ve hem Ertuğrul hem de oğlu Osman Bey’in yetişmesinde büyük emekler sarfetti. Daha sonra Osman Bey, Edebali’nin kızı ile evlendi.

.................

1- Osman Bey (1258 Söğüt-1326 Bursa) :

Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusudur. Annesi Hayma Ana’dır. Babası’nın ölümüyle Anadolu Selçuklu Devleti’nin Uç Bey’i oldu. Bu dönemler Bizans, isyanlar ve taht kavgaları içindeydi. Durumdan faydalanan Osman Bey Karacahisar, Bilecik, Yarhisar, İnegöl ve Yenişehir’i aldı. 1288’de beyliğini Bilecik’e taşıdı. 1283’te Türkmen boyunu etrafında topladı.

Bu sıralarda Selçuklu Hükümdarı olan 3. Alaaddin Keykubad, Eskişehir ve İnönü taraflarını Osman Bey’e verdi. 1299’da İlhanlılar 3. Alaaddin’i sürgüne gönderdi ve Selçuklu başsız kaldı. Bu tarih Osmanlı’nın kuruluşu kabul edilir.

 

 

Bazı kaynaklar ise kuruluşu 1302 yılında ilk Bizans-Osmanlı savaşına bağlar. Bu tarihte Osman Bey’in kuvvetleri Bizans ordusunu Bafeus(Koyunhisar) savaşında mağlup etti. Bu savaştan sonra Osman Bey’in adı Anadolu’da yayıldı ve diğer beyliklerden gönüllüler akın etmeye başladı.

..............

Osman Bey, eski Türk geleneklerine bağlı kalarak, aldığı yerleri; kardeşine, oğluna ve silah arkadaşlarına dirlik olarak bölüştürdü. Kardeşi Gündüz Bey’e Eskişehir’i, oğlu Orhan Gazi’ye Karacahisar’ı, Hasan Alp’e Yarhisar’ı Turgut Alp’e İnegöl bölgesini verdi. Osman Bey’in silah arkadaşları Abdulrahman Gazi, Akçakoca, Samsa Çavuş, Konuralp, Aykutalp gibi komutanların yeni fetihlerde büyük hizmetleri oldu.

Osman Bey’in hedefi, önemli ticaret merkezleri olan İznik ve İzmit idi. İznik hedefi için Kestel, Kete ve Ulubat kaleleri fethedildi. 1308 yılında ise Karahisar alınarak İznik sıkıştırıldı. Bu esnada Bizasn halkı ve tekfurlarından Müslüman olanlar oldu. Harmankaya Tekfuru Köse Mihal de bunlardan biriydi. Müslüman olup kalesiyle birlikte Osmanlı’ya katıldı. Lefke, Mekece ve Akhisar tarafları onun da gayretleri ile fethedildi. Osman Gazi padişahlığı döneminde Bursa’yı kuşattı. (1315)

Osman Gazi, fetihlerle meşgul olurken bir yandan da bu yerlerin idaresi için teşkilatlar kurdu. Bu konuda Selçuklu Kanunlarından da faydalanıyordu. İlk vergi Osman Bey zamanında toplandı. Pazara getirilen, toptan kabul edilen ‘yük’ cinsinden mallar ‘baç’ denilen vergiye tabiydi. Köylünün getirdiği 3-5 tavuk, bir iki kilo yağdan vergi alınmıyordu. Tımar usulü de devam etti. Kendisine ‘tımar’ verilen sipahi, bulunduğu köyün vergisini toplar, buna karşılık savaş zamanı, adamlarıyla sefere giderdi.

Osman Gazi 1320 yılında hastalığı sebebiyle yerine Orhan Gazi’yi atadı. İlk akçe bu zamanda basıldı ve Osman Bey babasından 5 bin m2 olarak aldığı toprağı 16 bin m2 olarak Orhan Gazi’ye devretti.





......................................


2-Orhan Gazi (1281 Söğüt-1360 Bursa) :

Osman Bey, Bilecik ve Yarhisar’ı alırken, Bilecik Tekfurunun oğluna gelin gidecek olan Yarhisar Tekfurunun kızı Holofira’yı esir almıştı. Holofira Müslüman olup adını Nilüfer olarak değiştirdi. Orhan Gazi Nilüfer Hatun ile evlendi.

Orhan Gazi 1321’de Mudanya’yı fethederek Bursa’nın deniz ile irtibatını kesti. 1325’te Atranos’u da fethedince Bursa kapana kısıldı. 1326 yılında Bursa teslim oldu. Bu haberi duyduktan kısa bir süre sonra Osman Bey vefat etti. Orhan Gazi, kardeşi Alaeddin Paşa’yı vezir tayin etti. Askeri ve İdari faaliyetlere ağırlık verilip, iktisadi müesseseler kuruldu. Aşiret kuvvetlerine ilaveten ‘yaya’ denilen piyade sınıfı orduya dahil edildi.


1330 yılında Dünya ve Türkler


Türklerin boğaz sahiline kadar genişlemelerini durdurmak ve İznik kuşatmasını kaldırtmak için Bizans İmparatoru 3. Andronikos ordusuyla 1329 yılında Anadolu yakasına geçti. Orhan Gazi, İznik kuşatmasına bir miktar asker bırakarak, sekiz bin kişilik kuvvetle  Bizanslılara karşı harekete geçti. Maltepe mevkiinde başlayan savaş 2. Gününde Bizans ordusunun dağılması ve İmparatorun yaralı olarak canını zor kurtarması ile sonuçlandı. Bu sonuçtan sonra Orhan Gazi, İznik kuşatmasına tüm gücünü verdi. İznik kalesi kumandanı, Pelekanon(Maltepe) savaşının sonucunu da öğrenince kaleyi teslim etti. Orhan Gazi halkın, arzu ettikleri eşyalarıyla birlikte gitmelerine izin verdi. İznik şehri imar edilerek, İslami eserler ile süslendi. Bu meseleler fazlasıyla önemli arkadaşlar. Sadece fetih yok; imar, iskan, müesseseleşme, iktisadi ve askeri yenilikler, hep beraber yürüyor. Zaten başarının sırrı burada. Daha sonraki başarısızlıkların da sebebi bu. Göreceğiz. Sırf toprak almak fetih değildir……

Bundan sonra İzmit kuşatmasına ağırlık verdi. Osmanlı tarihinin ilk barış antlaşması İzmit kuşatması sırasında 3. Andronikos ile yapılarak, kuşatma kaldırıldı. 1331-1336 arası, Taraklı, Mudurdu, Göynük, Gemlik, Kirmasti, Mihaliç fethedildi. 1337’de tekrar İzmit kuşatıldı ve teslim alındı. Bu fetihle Kocaeli yarımadası tamamen Osmanlı kontrolüne geçti. Bu ticaret adına çok önemli idi. Daha sonra, Hereke, Yalova ve Armutlu’da alınarak Marmara sahiline dayanıldı. Balıkesir, Bergama, Manyas da alınınca, o dönem taht kavgaları veren Bizans prensleri Orhan Bey’in desteğini arar oldu. 6. Yuannsi kızı Teodora’yı Orhan Gazi’ye verdi. 5000 kişilik kuvvet gönderen Orhan Gazi’nin desteğiyle 6. Yoannis tahta oturdu.

Kocaeli yarımadası ve çevresinin Osmanlı hakimiyetinde olması, Osmanlı’nın elini iyice güçlendirdi. &. Yoannsi tahtını sağlama alınca Papa ile irtibata geçerek Venediklileri destekledi. Buna karşı Orhan Gazi Cenevizlileri destekleyerek, bunun karşılığında 1352 yılında Üsküdar, Kadıköy ve Marmara adasını fethettirdi. Bu esnada Batı’da Sırp ve Bulgarlar harekete geçince 6. Yoannis Orhan Gazi’den yardım istedi. Buna karşılık Orhan Gazi, Gelibolu yarımadasından bir kale talep etti. Kabul edilince oğlu Vezir Süleyman’ı 10.000 kişilik bir kuvvetle Bizans ordusuna yardıma gönderdi. Bu sayede Sırp ve Bulgar kuvvetleri yenildi. Osmanlıların 1353’te Gelibolu yarımadasındaki Çimpe kalesine yerleşmeleri ile Rumeli’de bir üsse sahip oldu.


Evet; nasıl planlı ve nasıl politik hareket ediyormuşuz. Bugün bu işleri Amerika, İsrail, Rusya yapıyor. Tek tek ve adım adım, nihai hedefleri için kaleler elde ediyorlar……


..........................

1354’te Gelibolu fethedildi ve bundan sonra  Süleyman Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri Bolayır ve Tekirdağ’a kadar bütün Marmara kıyılarına hakim oldu. 1356’d Malkara, Keşan ve Çorlu alındı. Bu bölgelere Türk nüfusu yerleştirildi. Süleyman paşa kardeşi Murat Bey ile fetihlere devam ederken, bir av sırasında düşerek 43 yaşında vefat etti. Fetihlere Murat Bey devam etti. Oğlunun vefatına çok üzülen Orhan Gazi 1360 yılında vefat etti.




.........................

3- 1. Murat Dönemi (1326 Bursa- 1389 Kosova) :

1. Murat’ın tahta geçince Rumeli’den ayrılıp Bursa’ya dönmesini fırsat bilen Bizans kuvvetleri, taarruza geçerek Burgaz, Çorlu ve Malkara’yı geri aldı. Bunun üzerine Murat, Rumeli’ye dönecekti ki; Anadolu’da karışıklıklar oldu. Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılması ile bu devletin mirasçıları konumuna gelen 10 beylik arasından kendini en kuvvetli hisseden Karaman Beyliği, Osmanlı’nın son girişimlerini kendisi için tehdit kabul ederek Eretna Beyliği’ni kışkırtmaya başlamıştır. Ankara Eretna Bey’i Alaeddin Eretna’ya bağlı iken, onun ölümü ile oluşan boşlukta Orhan Gazi’Nin oğlu Süleyman Paşa Ankara’yı Beyi Ankara’yı tekrar hakimiyetine almıştı. 1. Murat hem Rumeli hem Anadolu sorunları ile ilgili ulema ve Devlet erkanı ile görüşerek fetva aldı. Bu fetva üzere 1. Murat Lala Şahin Paşa’yı Rumeli’de bırakarak 25.000 kişilik bir kuvvetle Ankara’ya yürüdü. Eretna Bey’inden memnun olmayan Ankara ahalisi Sultanı hediyeler ve törenlerle karşıladılar. Daha sonra gözünü tekrar Rumeli’ye çeviren 1. Murat Han, sırasıyla  Bontos kalesi, Çorlu ve en son Edirne’yi fethetti. Bu arada Evrenos Paşa da Gümülcine, Vardar ve en önemli yerlerden olup Belgrad’a kadar bütün ülkeye pirinç sağlayan Eski Zagra ve Yeni Zagra ile Filibe’yi almıştı.

1364’te Filipe’yi Osmanlılara terk ederek Sırbistan’a gitmiş olan Rum Kale komutanı Sırbistan Kralı 5. Uros’u Türk kuvvetlerinin azlığı konusunda ikna etti. Papa 5. Urban’ın teşvikiyle Macar Kralı Layos başta olmak üzere Bulgar, Sırp, eflak ve Bizanslılar arasında ittifak kuruldu. Balkanlar üzerinde etkin olmaya çalışan Macar Kralı bu harekata bizzat katıldı. Bunu duyan Lala Şahin Paşa, 1. Murat’a haber göndermekle kalmayarak, düşman ordusunu yavaşlatmak için Hacı İlbey komutasında 10.000 kişilik bir akıncı kuvvetini düşman ordusuna gönderdi. Hacı İlbey Meriç Nehri’ni geçen ve kendilerine karşılık verilmediği için rahat hareket eden düşman ordusuna, cesur bir karar vererek gece baskını yaptı. Asıl büyük Türk ordusunun geldiğini sanan Haçlılar bozguna uğradı. İmha edilmeyen birliklerin önemli bir kısmı da Meriç’te boğuldu. Sırp Sındığı savaşı denen bu savaşla, Meriç Nehri tamamen Osmanlı hakimiyetine girdi.

Bundan sonra Sırbistan’a hareket eden Sultan Murat’a Sırp Hükümdarını vergiye bağladı. Bizans için çok önemli olan Niş kalesi ve Köstendil fethedildi. Daha bir çok yerin fethi sonrası Sofya’ya 50 km yakındaki Samakov fethedildi. Kırıkkale de fethedildikten sonra, Bulgar Kralı Sisman Osmanlı himayesini kabul ederek vergiye bağlandı. Bir ara Sisman, Sırbistan Kralı ile anlaşarak Osmanlıya direnmeye karar verdiyse de, Çamurlu Savaşını kaybederek tamamen etkisiz oldu.

Murat Anadolu’ya dönünce Bosna, Arnavut, Sırp ve Bulgar kuvvetleri bir ittifak daha yaptılar. Bunu duyan Murat Han 30.000 kişilik orduyla Kosova’ya ilerledi. Haçlı ordusunu Kosova’da mağlup etti. Bu savaş sonrasına, savaş meydanını gezen 1. Murat Sırp Kralı Lazar’ın damadı Miloş Obiliç, Müslüman olacağını ve Padişaha gizli bir şey söyleyeceğini belirterek Murat Han’a yaklaştı ve yeninde saklı bıçakla Murat Han’ı kalbinden yaraladı. Hükümdarın yarası ağırdı. Derhal Şehzade Yıldırım Bayezid çağrıldı. Oğluna askeri ve siyasi tavsiyeler veren 1. Murat, vefat etti. Buna karşılık derhal Sırp Kralı Lazar öldürüldü. Şehzade Bayezid Hükümdar olmuştu. Durumdan haberi olmayan ve o esnana kaçan düşmanı kovalayan diğer Şehzade Yakup Çelebi de, geri çağrıldı. Ancak bu Yakup Çelebi taht kavgası çıkmaması için, derhal orada boğularak öldürüldü.


Bu meseleleri irdeleyeceğiz arkadaşlar. Osmanlı tarihinde kardeş katlinin ilk örneği bu, ama bu sonradan sıkça kullanılan, hatta oğul katline kadar giden olaylara ayrı bir yazı ile değineceğiz.




............................

4- 1. Bayezid Dönemi ( 1360 Edirne- 1403 Akşehir) :

Askeri hareketlerdeki sürati yüzünden ‘Yıldırım’ unvanını alan Bayezid, Kosova savaşında Rumeli askeriyle sağ kanada kumanda etmiş ve savaşın kazanılmasında büyük bir rol üstlenmişti.

1. Murat’ın ölümü üzerine Anadolu Beylikleri ve özellikle kendini Selçuklu’nun mirasçısı kabul eden Karamanlıları harekete geçirmişti. Özellikle Şehzade Yakup’un öldürülmesini bahane eden Karamanoğlu Alaeddin Bey tarafından kışkırtılan Aydın, Saruhan, Germiyan, Menteşe ve Hamideli Beylikleri harekete geçti. Beyşehir, Kırşehir ve daha birkaç yer, bu beyliklerce alındı. Yıldırım, bu harekete girişmeden önce Rumeli’yi sağlama almak adına, kendine muhalefet eden emir ve askerleri yeniden kendine bağladı. Ölen Sırp Kralı Lazar’ın henüz çok küçük yaştaki oğlu İstefan’ın varisi olan annesi ile anlaştı. Bu yeni Sırp yönetimi, vergi, asker vermek kaydıyla Osmanlı’ya bağlandı. Yine başta Evrenos Bey, Paşa Yiğit Bey ve Firuz Bey’i Rumeli’de bırakarak, Bosna, Eflak ve Tuna Kuzeyine akınlar düzenlemelerini istedi. Bu akınlar sonucu Üsküp alınarak şehre Türk ahalisi yerleştirildi. Daha sonra Anadolu’ya yürüyen Yıldırım’ın ordusuna Sırp ve Bizans birlikleride katıldı. Bizans Prensi Manuel’i Alaşehir’e gönderen Yıldırım, önce Saruhan’ı alıp, daha sonra kayınbiraderi Germiyanoğlu Yakup Bey’in üzerine yürüyerek başta Kütahya olmak üzere tüm ülkesini ele geçirdi. Daha sonra Konya’ya yürüdü. Yıldırım ile başedemeyen Karaman Bey’i barış istedi. Yıldırım, Beyşehir ve Akşehir’i alarak antlaşma yaptı.

Bu arada Prens Manuel babasını ölümü üzerine İstanbul’a dönerek tahta oturdu. Yıldırım yeni İmparator Manuel’den vergiyi artırmasını, İstanbul’a bir Cami inşaa etmesini ve bir Müslüman mahallesi kurmasını istedi.

Bu arada Bulgar Kralı Sigismond bir Haçlı ordusu kurdu. Fransa, İngiltere, İskoçya, Lehistan, Avusturya, İtalya, İsviçre ve güney doğu Avrupa ülkelerinden gelen askerler bu orduya katıldı. Haçlı ordusu Niğbolu kalesini kuşattı. Doğan Bey 15 gün boyunca kaleyi savundu. Bu sırada yetişen Yıldırım Bayezid ile Haçlı ordusu savaştı. Ve Yıldırım Haçlı ordusunu mağlup etti.

Rumeli seferi sırasında, bunu fırsat bilen Karamanoğlu alaeddin Ankara’yı ele geçirdi. Yıldırım ordusuyla üzerine yürüdü. Başta Varsak, Turgutlu, Bayburtlu ve Kara Tatarlardan bir ordu oluşturdu.  İki ordu Konya Ovasında karşılaştı. İkinci günün akşamı 30.000 kişilik Osmanlı askeri Karaman ordusunu arkadan çevirdi ve mağlup etti. Alaeddin Bey öldürüldü ve böylece Karamanoğlulları Osmanlı hakimiyetine girdi.

Bu arada Sivas Hükümdarı Kadı Burhanettin idi. Eskiden düşman olan Yıldırım ve Kadı, yaklaşan Timur tehlikesine karşı müttefik olmuşlardı. Bu sırada Kadı Burhaneddin Akkoyunlularla yapılan savaşta öldü. Yerine Karayülük Osman Bey geçti. Osman Bey, Sivas’ı kendinin saydı. Bunun üzerine Yıldırım oğlu Süleyman Çelebi ile 20.000 atlı ve 4000 yaya kuvvet göndererek Sivas’ı geri aldı. Böylece Sivas, Tokat, Niksar, Kayseri, Kırşehir ve Aksaray Osmanlıya katıldı. Bu gelişmeler Timur ile Yıldırım’ı karşı karşıya getiriyordu. Arada ise Memluk Sultanı vardı. Yalnız Memluk Sultanı Berkuk vefat edince işler karıştı. Timur’un kendisinden çekindiği Berkuk’un ölümüne sevindiği söylenir. Yıldırım’da bu durumdan memnundu. Berkuk’un yerine geçen Ferec’in tecrübesizliğini ve o sırada Timur’un da Hindistan istilası ile uğraşmasını fırsat bilen Yıldırım, daha önce Anadolu Selçuklularına ait olup, sonradan Memlukların eline geçen yerlerin zaptına girişti. Daha evvel Kadı Burhanettin’in olan Malatya’yı istedi. Ret cevabı alında kuşattı ve aldı.

Bu arada Timur Azerbaycan, Doğu Irak ve Gürcistan’ı zaptederek Pasinler’e doğru ilerlemeye başladı.  Bu arada Bayezid’e itaati kabul etmeyen Erzincan Emiri Mutahharten ve yine eski topraklarını isteyen Menteşoğlu, Saruhanoğlu Hızır Şah, Germiyanoğlu Yakup Bey ve Aydınoğlu İsa Bey’in oğlu Musa Bey, Timur’a giderek bağlılıklarını bildirdiler ve beyliklerini geri almak için yardım istediler.

Tam bu sırada Timur’un önünden kaçan ve  Bağdat’ta hüküm sürenCelayirli Sultan Ahmet ve Karakoyunlu Hükümdarı Kara Yusuf, Bayezid’e sığındılar. Bu iki gelişme savaşı tetikledi. Timur Sivas’ı aldı. Daha sonra Güney istikametine inerek Malatya ve Suriye’yi işgal etti. Timur sonunda Yezid b. Muaviye’nin kabrini bularak tahrip etti.

Timur’un güneye inmesini fırsat bilen Yıldırım Sivas ve Erzincan’ı aldı. Aradaki mektuplaşmalar da fayda etmeyince Ankara savaşı denen hadise meydana geldi.

Ankara savaşı denen ve Osmanlı’yı yarım asır sendeleten savaş 1402 yılında gerçekleşti. Ordu sayıları değişiklik gösterse de, tarihçiler Timur’un ordusunun daha kalabalık olduğu konusunda hemfikirdir.

Çubuk ovasında başlayan savaşta Kara Tatarlar Timur tarafına geçti. Sırp kuvvetleri de kaçmaya başlayınca Osmanlı ordusu dayanamadı ve yenildi. Yıldırım yenilgiden önce kendisi kaçmayı reddetmiş ama  büyük Şehzade Süleyman Çelebi’yi  savaş meydanından göndermiştir.

Çelebi Mehmet de 1000 kadar atlı ile Amasya’ya gitti. Savaş sonunda Yıldırım Timur’un eline düştü. Bir müddet Timur onu yanında gezdirdi isede, Yıldırım kimine göre kendini zehirleyerek, kimine göre tasasından vefat etti.


 

 

Timur Yıldırım’ın ölmemesi için bir çok alimi görevlendirdi ama ölümünü engelleyemedi. Timur Yıldırım’ın naaşını oğlu Musa Çelebi’ye teslim etti ve yine Mus Çelebi’ye kemer,kılıç ve yüz at verdi. Bu bağlılık demekti.

.................................

Fetret Devri (1401-1413)

Yıldırım’ın ölmesi ile dağılan Osmanlı; tam 12 yıl kardeş ve taht kavgaları ile dolu karışık bir devir geçirmiştir. Yıldırım’ın 6 oğlu vardı. Bunlar Emir Süleyman, Mehmet, İsa, Mustafa, Musa ve Kasım Çelebi’dir. Bu 12 yıl boyunca bu kardeşler arasında savaşlar sürmüş, kimi zaman biri diğerine üstünlük kurmuş ve hatta kimi zaman 3 kardeş ayrı yerlerde Hükümdarlıklarını ilan etmişlerdir. Bu siyaset ve kanlı savaşlarla geçen süreçte İsa, Emir Süleyman, Musa Çelebi öldüler ve Tahta Mehmet Çelebi geçti.




..........................................

 

5- Çelebi Mehmet ( 1. Mehmet) (1386 Edirne- 1421 Edirne) :

Anadolu bu taht kavgası sırasında karışmış, hatta Karamanoğlu Mehmet Bey Bursa’yı  1 ay kuşatmış, Aydınoğlu Cüneyt Bey de Selçuk’u kuşatıp, sancakbeyini öldürmüştü.

Çelebi önce Cüneyt’in üzerine yürüdü. Çandarlı eliyle Menemen, Kayacık ve Nif kalelerini alarak İzmir’i fethetti. Yalnız Cüneyt’in annesini ricası üzerine, onu öldürmedi. Sonra Karaman Beyini önce Akşehir, Beyşehir, Seydişehir seferinde, sonra 2. Kez Konya ovasında yenerek Anadolu birliğini sağladı

Şeyh Bedrettin olayı da Çelebi Mehmet zamanında geçti. Sonunda asılan Bedreddin meselesi ayrı bir konudur. (T.K.) Padişah Edirne’de avda iken öldü. Yerine Şehzade Murat geçti.



........................................

6- 2. Murat Devri ( 1404 Amasya- 1451 Edirne) :

2. Murat tahta geçince, önce Yıldırım oğlu Mustafa isyanı ile uğraştı. Uzun uğraşlara sebep olan ve hatta 1,5 yıl Rumeli’de hüküm süren Mustafa’nın bu isyanı, Mihaloğlu v.b. Beyler sayesinde bastırıldı.

Murat Han, İstanbul kuşatmasına hazırlanırken, bu seferde kardeşi Küçük Mustafa, öldürülme korkusu ile Karamanoğulllarına sığındı. Bir müddet sonra Bizans İmparatorunun da el altından teşvikleriyle taht iddiasında bulundu. Hatta kuşatmanın kalkması için şehzadenin lalası Şaraptar İlyas’a para gönderdi. Bu meseleler Osmanlı’yı en çok yıpratan meselelerdir maalesef.

Bir ara Küçük Mustafa Bizans’a geçti. Bizanstan aldığı kuvvetler ile Anadolu’ya geçti. Burada Karaman ve Germiyanlılarda ona katıldı ve Bursa’yı kuşattılar. Bursa halkı teslim olmadı ve elçi göndererek, bir Karamanoğlunun Bursa’ya girmesinin, onunda aleyhine olduğunu söyleyerek ikna ettiler. Bundan sonra Küçük Mustafa İznik kalesini kuşattı. 40 gün savunulan Kale kumandanı 2. Murat’a haber gönderdi. 2. Murat kaleyi barış içinde devretmesini ama gitmelerini engellemesini isteyerek harekete geçti. Ayrıca Şaraptar İlyas’a da Anadolu Beylerbeyliğini teklif ederek bunun karşılığında Mustafa’yı kalede tutmasını istedi. Şaraptar saf değiştirdi.

2. Murat İstanbul kuşatmasını kaldırdı ve  İznik’e girdi. O sırada hamamda olan Mustafa yakalandı ve asıldı.

1440’a kadar Belgrad hariç bütün Sırp toprakları alındı. Balkanlarda Erdel Beyi Hünyadi Yanoş Türkleri pusuya düşürerek 20.000 askeri yok etti. Bu gelişme Anadoluyu da karıştırdı ve Beylikler ayrıldı. Sırp, Eflak, Erdel ve Macarlardan oluşan Haçlı Ordusu Filipe’ye kadar geldiler. Ancak hava şartları ilerlemelerini engelledi.

 2. Murat Macarlar ile Segedin Antlaşmasını imzaladı. Bu antlaşma 10 yıllık barış süreci demekti ve 2. Murat tahttan çekildi. Yerine daha 12 yaşındaki Şehzade Mehmet (Fatih Sultan Mehmet)  geçti. Şehzade Mehmet’in tahta geçmesi huzursuzluklara neden oldu.

Bu arada Yeni bir Haçlı ordusu sefere hazırlanıyordu. Papa Antlaşma koşullarından memnun değildi ve antlaşmanın Papa onayı olmadığından geçersiz olduğu konusunda Macar Kralını ikna etti. Böylece  başında Macar Kralı Hünyadi Yanoş, Leh Kralı Ladislas, Papalık şövalyeleri ve diğer ülkelerden kuvvetler ile oluşan yeni bir Haçlı ordusu oluşturularak harekete geçildi. Bunun üzerine Mehmet babasına o meşhur mektubu gönderdi:

‘’Eğer Padişah siz iseniz, memleketin kötü biz zamanında başta bulunmanız gerekir. Yok eğer Padişah ben isem; size emrediyorum, silah başına geliniz.’’

2. Murat bu mektup üzerine hızla Edirne’ye geldi ve ordunun başına geçti. Haçlı ordusu yenildi. Leh Kralı savaş meydanında öldü. Bundan sonra 1447’de Arnavutluk isyanı bastırıldı. Macar Kralı ilk yenilginin intikamı için bu defa Eflak, Bohemya, Almanlar ve Arnavutluk kuvvetlerini de alarak yeni bir Haçlı ordusu oluşturdu. 2. Kosova savaşında bu orduda yok edildi. Bir çok Hristiyan soylu ve komutan öldürüldü. 2. Murat 1451’de şiddetli bir baş ağrısı sonucu vefat etti.



................................

7- Fatih Sultan Mehmet Dönemi ( 1432 Edirne- 1481 Hünkar Çayırı) :

Fatih Sultan Mehmet, diğer Padişahlar gibi ve hatta biraz daha fazla, sayfalarca yazılma ile bitmez. Ancak amacımız kısa bir özettir. Hatırlatmak isterim. Detaylar için ayrı yazılar yazılacaktır.

2. Mehmet’in genç yaşta tahta geçmesi ile cesaretlenen Karamanoğulları ( Bizanstan çekmemişiz, bu Türklerden çektiğimiz kadar. Tanıdık geliyor mu?) hemen harekete geçerek Seydişehir ve Akşehir’i ele geçirdi. Bizans da, Papa’ya başvurarak yeni bir Haçlı ordusu talep etti. Ama olumlu yanıt alamadı.

2. Mehmet ilk iş olarak Karamanoğlu Beyliğine yürüdü. Karamanoğlu İbrahim Bey af diledi. Fatih onu affetti. Aynı zamanda aklında İstanbul Fethi olduğu için, hazırlıkları tamam olana kadar Macar, Sırp ve Bizanslılara yumuşak davrandı. Amacı birleşmelerini önlemekti. Başarılı da oldu.

İstanbul’un fethi için önce boğazın en dar yerine Boğazkesen Hisarı’nı inşaa ettirdi (Rumeli Hisarı). 5000 kişi aralıksız çalışarak Mart ayında başlanan inşaatı Temmuz ayında bitirdi. Amaç; henüz kuvvetli bir donanmaya sahip olunmadığı için, kuşatma sırasında denizden gelebilecek yardımların önünü kesmekti.

Beylerbeylerine, sancakbeyleri ile subaşlarına ‘ahkami şerife’ yazılarak, bahara kadar hazırlıklarını tamamlamaları istendi. Bu arada bakır zırhlı gemilerin de yapılmasına itina gösteriliyordu.

Fatih’in yakından ilgilendiği bir konu da ordusunu toplarla donatma işiydi. Tarihte bir topçu parkına sahip olan ilk kumandan odur. Daha evvel de top kullanılmış idi ama bu kadar önem verilmesi ilkti.

Fatih bu silahların tahrip gücüne inandığı için, o tarihe kadar görülmeyen sayı ve çapta top yaptırdı. Padişah mermi işini bizzat üzerine aldı. En ince hesap ve ayrıntısına kadar hesap ve planlamalarında bizzat bulunduğu gibi, resimlerini de kendi çizmişti.

Yine Bizans İmparatoru’nun kardeşleri olan  Dimitrios ve Thomas’ın hüküm sürdüğü Mora’ya Turhan bey ile oğulları Ahmet ve Ömer Beyleri göndererek, sürekli akın yapmalarını emretti. Bu arada Şubat 1453’te  Dayı Karaca Bey’e  İstanbul çevresindeki Rum kasabalarının zaptı emrini verdi. Nitekim bu yerler zaptedildi.

Gizli yürütülmeye özen gösterilen daha birçok hazırlıktan sonra 5 Nisan1453 günü Osmanlı orduları İstanbul surları önüne geldi. 6 Nisan’da kuşatma başladı. Kuşatmayı haber alan Bizans İmparatoru derhal Papa’dan yardım istemişti. Papa, şart olarak Ortadokslar ile Katoliklerin birleşmesini öne sürmüştü.  İmparator kabul etti. Papa’nın gönderdiği Kardinal İzidor Ayasofya’da ayin yaptı. Bu hareket Ortadoksların tepkisini çekti.

Fatih teslim olma çağrısı reddedilince Topkapı’da mevzilenen Şahi denilen büyük  toplar ile 12 Nisan’da bombardımana başladı. Bu arada 20 Nisan’da Buğday yüklü bir Bizans gemisiyle, 4 Ceneviz gemisi, Baltaoğlu Süleyman Paşa’nın tüm gayretlerine rağmen Haliç’e girdi. Bunu gören Fatih, sinirinden kaftanı ıslanıncaya kadar atıyla denize girdi. Baltaoğlu’nu görevden aldı ve Hamza Bey’i tayin etti. Bu gelişme sonrası divan toplandı. Divanda, Bizans’ın alınamayacağı, yüklü tazminatla geri çekinilmesi gerektiğini savunanlar çok oldu. Moraller bozulmuşken;  Akşemseddin ve birkaç Paşa ( Devşirme diye beğenilmeyen Zağanos Paşa olduğu söylenir) cesaretle devam edilmesini savundu. Fatih kararlığını aynı şekilde devam ettirdi.

Bizans Rumları arasında ‘Gemiler karadan yürüyünceye kadar İstanbul alınamaz’ deyişi söyleniyordu. Fatih kuşatılanların bu inançlarını kırmak için, hem de dahiyane bir şekilde 70 gemiyi 22 Nisan gecesi Haliç’e karadan indirdi. Sabah 70 gemiyi Haliç’te bayrak açmış şekilde gören Rumlar panikledi.

Fatih bununla da kalmadı. Dehasının yeni bir keşfini ortaya koyarak Havan topları döktürdü. Balistik hesaplarını bizzat kendisinin yaparak tecrübe ettiği şekilde, Beyoğlu sırtları ve Galata surlarından aşırtma atışlarla Haliç’teki düşman gemilerini batırmaya başladı. Bunun üzerine İmparator en ağır şartları kabul ederek barış istedi. Ancak Fatih o meşhur sözü söyleyerek, fetihteki kararlığını gösterdi:

-‘’ Ya ben İstanbul’u alırım, ya da İstanbul beni.’’

Defterdar ile Kumbarahane iskelesi arasında bin kadar duba üzerine, 5 askerin yan yana yürümesine imkan veren ve top geçirebilecek muazzam bir köprü kurdurdu. O dönem için teknik harikası kabul edilen bu köprü, Rumların maneviyatını iyice bozdu.

29 Mayıs Salı sabahı, ezan ve namazdan sonra Türk ordusu büyük ve tarihi harekata başladı.  Hem kara hem denizden bütün cephelerden harekete geçildi. İlk hamlede iki bin merdivenle elli bin asker ileri atılmış, savaşın en şiddetli zamanında (Hacı Bayramı Veli emaneti) Akşemseddin ve Molla Gürani ateş hattına girerek askerlere örnek olmuşlardı. Bu sırada Ulubatlı Hasan adındaki asker tekbirlerle Topkapı suruna sancak dikti. Ve Büyük Fetih gerçekleşti.

Bizans’ın Fethi, şüphesiz tüm dünya tarihi için dönüm noktası olmuştu. Orta Çağ’ın sonu, Yeni Çağ’ın başlangıcı oldu. 1000 yıldır süren Roma ve Bizans İmparatorlukları Batı dünyası için Önder bir konum teşkil ediyordu. Hristiyanlığın da Doğu Sancağı ve bir bakıma Merkezi idi. Fatih sadece Osmanlı’nın değil, Dünya’nın da merkezine oturmuştu. Kayserlerin tahtında artık Müslüman bir Türk oturuyordu.

Fatih bundan sonra sırasıyla Sırbistan, Mora, Eflak, Boğdan, Bosna-Hersek, Arnavutluk, Venedik, İtalya ve Macaristan seferleri ile Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’daki hakimiyetini pekiştirdi. Sırbistan Krallığı ortadan kalkarak Osmanlı sancağı haline geldi. Mora tamamen fethedildi. Eflak Osmanlı eyaleti yapıldı ve Bosna tekrar Osmanlı hakimiyetine alındı. Arnavutluk ele geçirildi.

16 yıl süren Osmanlı-Venedik Deniz Savaşları sonunda Venedik barış imzalamayı kabul etti. İtalya’ya yapılan sefer sırasında Roma’nın fethi için çok önemli olan Otranto fethedildi.

Fatih, aynı zamanda Karadeniz’i Türk denizi yapmak ve böylece İpek yoluna ve boğazlara tek hakim olmak istiyordu.  1459’da Amasra, 1460’da Candaroğlu Beyliği, 1461’de Trabzon Rum İmparatorluğu, 1475’te ise Kırım fethedilerek Karadeniz kısmen Türk Denizi oldu. Bu sayede denizlerdeki Ceneviz üstünlüğü de sona erdi.

Trabzon’un fethinden sonra, Rum İmparator’unun damadı olması sebebiyle Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan Trabzon’u istedi. İsteği reddedilince, tek başına Osmanlı’ya karşı koyamayacağını bilen Uzun Hasan Venedik, Papa, Napoli, Karaman ve Candar Beyleri ile ittifak kurdu. Venedikliler Napoli, Rodos, Papa ve Kıbrıs donanmaları ile Antalya ve İzmir’i yağma edip yaktılar.

Karakoyunlu ve Gürcü kuvvetlerinin de katılımıyla Otlukbeli’ne 70 bin kişilik ordu ile gelen Uzun Hasan, Osmanlı ordusu ile savaştı. Ve yenildi. Fatih Akkoyunlu ve Karakoyunluları affetti. Akkoyunlu alimlere hürmet gösterdi. Uzun Hasan yakalanamadı.

Fatih Sultan Mehmet 1481 yılında 300.000 kişilik ordu ile üsküdar’dan Gebze’ye doğru ilerlemeye başladı. Nereye gideceğini sadece Fatih biliyordu. Kimilerine göre Rodos, kimilerine göre Mısır. Ancak hala tartışma konusu olan bu mesele çözülemedi. Çünkü Fatih yolda ve henüz Hünkar Çayırı’na gelindiğinde hastalanarak vefat etti.

 

 

1500 yılında Dünya ve Türkler



Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      35590 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın


 Kahve Falı Yasağı, Tekke ve Zaviyeler Kanunu İçin Bir Hazırlık mı?

 

 Adnan Menderes Mahkemesini yenileme talebi İskilipli İçin Hazırlık mı?

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar4.71744.7363
Euro5.52015.5422
Hava Durumu
Anlık
Yarın
22° 25° 20°