Site Menüsü
Üyelik Girişi
Anket
Anadolu Halk Hareketi'ni Doğru Buluyor Musunuz?
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam56
Toplam Ziyaret603425
Göktürkler ve Ergenekon Destanı (500-1000)













GÖKTÜRKLER- ERGENEKON DESTANI VE 500-1000 ARASI TÜRKLER 

Bu bölümde 500 ile 1000 yılları arası Göktürk odaklı olarak özetlenecektir. Tabi burada Ak-Hunlar ve diğer bir çok Devlet ve İmparatorluklara fazla değinilmeyecektir. Çünkü esas amacımız, Türk Tarihini özetleyerek günümüz politikalarına değinmektir.

 

 

1. ve 2. Göktürk Kağanlıkları

 

Göktürkler, M.S. 542'ye kadar Altay Dağları'nın güney eteklerinde yaşamışlardır. Çin kaynakları, ittifakla Göktürklerin Hunlardan geldiğini ifade etmektedir. Göktürkler, "Aşina" adını taşıyan ve kelime anlamı olarak kurt neslini ifade eden bir Hun ailesine mensupturlar. 

Kurt nesli ne demek; bunun için Ergenekon ve Bozkurt Destanlarına göz atalım:

Aslında bu destanların aslı ve asıl adı Ergenekon Destanıdır.

Çin tarihinde Türeyiş Destanı olarak geçer (Çince: 高車 / 高车, Pinyin: Gāochē, Wade-Giles: Kao-ch'e)

Reşidüddin Fazlullah Hamedani'nin ‘Cami’üt-Tevarih'i ve ikincisi ise Ebul Gazi Bahadır Han'ın ‘Şecere-i Türkî’ isimli eserleri gibi XIII-XVII. yüzyıl arasında yazılmış çeşitli eserlerde, efsanede yer alan vadiye "Ergenekon" adı verilmiştir.

Şu anki Ergenekon davalarına bu adın verilme nedeninin de irdelenmesi gerektiğini ayrıca belirtirim. 


 

Kısaca Ergenekon Destanı:

Göktürkler'in türeyişini anlatan bir Türk destanıdır. Genel olarak, düşman tarafından hile ile yenilgiye uğratılan Türklerin, Ergenekon Ovası'nda yeniden türeyip tekrar eski yurtlarına dönerek düşmanlarıyla çarpışmalarını anlatır:

………………………………………………………………..


Türk illerinde Türk oku ötmeyen, Türk kolu yetmeyen, Türk'e boyun eğmeyen bir yer yoktu. Bu durum yabancı kavimleri kıskandırıyordu. Yabancı kavimler birleştiler, Türkler'in üzerine yürüdüler. Bunun üzerine Türkler, çadırlarını, sürülerini bir araya topladılar; çevresine hendek kazıp beklediler. Düşman gelince vuruşma da başladı. On gün savaştılar. Sonuçta Türkler üstün geldi.


Bu yenilgileri üzerine düşman kavimlerin hanları, beğleri av yerinde toplanıp konuştular. Dediler ki: "Türklere hile yapmazsak halimiz yaman olur"


Tan ağaranda, baskına uğramış gibi, ağırlıklarını bırakıp kaçtılar. Türkler, "Bunların gücü tükendi, kaçıyorlar" deyip artlarına düştüler. Düşman, Türkler'i görünce birden döndü. Vuruşma başladı. Türkler yenildi. Düşman, Türkleri öldüre öldüre çadırlarına geldi. Çadırlarını, mallarını öyle bir yağmaladılar ki tek kara kıl çadır bile kalmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdiler, küçükleri tutsak ettiler.


O çağda Türkler'in başında İl Kagan vardı. İl Kagan'ın da birçok oğlu vardı. Ancak, bu savaşta biri dışında tüm çocukları öldü. Kayı (Kayan) adlı bu oğlunu o yıl evlendirmişti. İl Kagan'ın bir de Tokuz Oguz (Dokuz Oğuz) adlı bir yeğeni vardı; o da sağ kalmıştı. Kayı ile Tokuz Oguz tutsak olmuşlardı. On gün sonra ikisi de karılarını aldılar, atlarına atlayarak kaçtılar. Türk yurduna döndüler. Burada düşmandan kaçıp gelen develer, atlar, öküzler, koyunlar buldular. Oturup düşündüler: "Dörtbir yan düşman dolu. Dağların içinde kişi yolu düşmez bir yer izleyip yurt tutalım, oturalım." Sürülerini alıp dağa doğru göç ettiler.


Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar. Bu tek yol da öylesine sarp bir yoldu ki deve olsun, at olsun güçlükle yürürdü; ayağını yanlış yere bassa, yuvarlanıp paramparça olurdu.


Türkler'in vardıkları ülkede akarsular, kaynaklar, türlü bitkiler, yemişler, avlar vardı. Böyle bir yeri görünce, ulu Tanrı'ya şükrettiler. Kışın hayvanlarının etini yediler, yazın sütünü içtiler. Derisini giydiler. Bu ülkeye Ergenekon dediler.


Zaman geçti, çağlar aktı; Kayı ile Tokuz Oguz'un birçok çocukları oldu. Kayı'nın çok çocuğu oldu, Tokuz Oguz'un daha az oldu. Kayı'dan olma çocuklara Kayat dediler. Tokuz'dan olma çocukların bir bölümüne Tokuzlar dediler, bir bölümüne de Türülken. Yıllar yılı bu iki yiğidin çocukları Ergenekon'da kaldılar; çoğaldılar, çoğaldılar, çoğaldılar. Aradan dört yüz yıl geçti.


Dört yüz yıl sonra kendileri ve süreleri o denli çoğaldı ki Ergenekon'a sığamaz oldular. Çare bulmak için kurultay topladılar. Dediler ki: "Atalarımızdan işittik; Ergenekon dışında geniş ülkeler, güzel yurtla varmış. Bizim yurdumuz da eskiden o yerlerde imiş. Dağların arasını araştırıp yol bulalım. Göçüp Ergenekon'dan çıkalım. Ergenekon dışında kim bize dost olursa biz de onunla dost olalım, kim bize düşman olursa biz de onunla düşman olalım.


Türkler, kurultayın bu kararı üzerine, Ergenekon'dan çıkmak için yol aradılar; bulamadılar. O zaman bir demirci dedi ki: "Bu dağda bir demir madeni var. Yalın kat demire benzer. Demirini eritsek, belki dağ bize geçit verir." Gidip demir madenini gördüler. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın altını, üstünü, yanını, yönünü odun-kömürle doldurdular. Yetmiş deriden yetmiş büyük körük yapıp, yetmiş yere koydular. Odun kömürü ateşleyip körüklediler. Tanrı'nın yardımıyla demir dağ kızdı, eridi, akıverdi. Bir yüklü deve çıkacak denli yol oldu.


Sonra gök yeleli bir Bozkurt çıktı ortaya; nereden geldiği bilinmeyen. Bozkurt geldi, Türk'ün önünde dikildi, durdu. Herkes anladı ki yolu o gösterecek. Bozkurt yürüdü; ardından da Türk milleti. Ve Türkler, Bozkurt'un önderliğinde, o kutsal yılın, kutsal ayının, kutsal gününde Ergenekon'dan çıktılar.
Türkler o günü, o saati iyi bellediler. Bu kutsal gün, Türklerin bayramı oldu. Her yıl o gün büyük törenler yapılır. Bir parça demir ateşte kızdırılır. Bu demiri önce Türk kaganı kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Sonra öteki Türk beğleri de aynı işi yaparak bayramı kutlarlar.


Ergenekon'dan çıktıklarında Türklerin Kaganı, Kayı Han soyundan gelen Börteçine (Bozkurt) idi. Börteçine bütün illere elçiler gönderdi; Türkler'in Ergenekon'dan çıktıklarını bildirdi. Ta ki, eskisi gibi, bütün iller Türkler'in buyruğu altına gire. Bunu kimi iyi karşıladı, Börteçine'yi kagan bildi; kimi iyi karşılamadı, karşı çıktı. Karşı çıkanlarla savaşıldı ve Türkler hepsini yendiler. Türk devletini dört bir yana egemen kıldılar...

.....................................................................................................













 

Evet arkadaşlar, Çin kaynaklarının Göktürklerden ısrarla Hunların devamıdır diye söz etmeleri ve bu hikayeyi bir araya getirin. M.Ö.500-M.S.500 yazımızda belirtilen Kuzey Hunları bir hatırlayalım.

Kuzey Hunları M.S.100 yıllarında kayboldular. Efsaneyi de dikkate alırsak; Göktürkler'in M.S.500 civarı ortaya çıkmaları dikkate değer.

……………………………………………………………………………………………………..

Dönelim Göktürk İmparatorluğuna:

Devletin kurucusu ve ilk önderi Bumin Kağan'dır.

Göktürkler, M.S. 542'ye kadar Altay Dağları'nın güney eteklerinde yaşamışlardır. Çin kaynakları, ittifakla Göktürklerin Hunlardan geldiğini ifade etmektedir. Göktürkler, "Aşina" adını taşıyan ve kelime anlamı olarak kurt neslini ifade eden bir Hun ailesine mensupturlar. Göktürk Kağanlığı 552-745 yılları arasında varlığını sürdürdü Sien-pi kökenli Kuzey Chou, Kuzey Chi, Sui ve Tang hanedanları ile uzun süre savaşmıştı. Kardeş kavgaları, diğer Türk halklarıyla arasında yapılan savaşlar, iç savaşlar ve Çinliler ile olan uzun savaşlar devletin yıkılmasına neden oldu.

………………………………………………………………………………………………………………….

Göktürklerin ilk savaşları Sienpi’ler iledir. Tekrar dönelim M.Ö.500-M.S.500 yazımıza ve bakalım….Kuzey Hunlar kimlerle savaşmış?!

Ayrıca Aşina kolu deniyor.

……………………………………………………………………………………………………………………

 

1. Göktürk İmparatorluğu (552-588) 

  

Göktürk Kağanlığı (552–581), 6. yüzyılın ortasında, Asya'nın doğusunda Çin devletinin, batısında Sasani-İran devletinin sınırladığı İç Asya bozkırlarında, doğuda Avarlar, batıda Eftalit/ Ak Hunlar ile yapılan mücadeleler sonucunda ortaya çıktı. İlk Kağanları doğu kanadını yöneten Bumin Kağan, batı kanadını yöneten kardeşi İstemi Yabgu'dur. Bu orhun yazıtlarında şöyle anlatılmaktadır:

"Üze kök tengri asra yagiz yir kilindukda ikin ara kisi ogli kilinmis. kisi oglinda üze ecüm apam Bumin Kagan İstemi Kagan olurmis. olurupan Türk budunung ilin törüsin tuta birmis, iti birmis Tört bulung kop yagi ermis.sü sülepen tört bulungdaki budunug kop almis.kop baz kilmis.basligig yükündürmis tizligig sökürmis. ilgerü kadirkan yiska tegi kirü temir kapigka tegi kondurmus."

"Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu kılınmış. İnsan oğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini töresini tutuvermiş, düzenleyi vermiş. Dört taraf hep düsman imis. ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tabi kılmış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş. Doğuda kadırkan ormanına kadar, batıda demir kapıya kadar kondurmuş" ( Kültigin yazıtı, Doğu yüzü)

şeklinde anlatılmaktadır.

İli derleyen anlamında "İliğ Kağan" diye de adlandırılan Bumin Kağan (Aşina Tumen)'in ölümünden sonra, yerine oğlu Issık Kağan (Aşina Kolo, 552-553) geçtiyse de iktidarı fazla sürmedi. Bir yıl sonra Mukan Kağan (Aşina Yandou ya da "İrkin", 553-572) Moğol soylu Kitanları yenerek hükümdarlık tahtına oturdu.

Kendisi için çok büyük bir Yuğ (matem) töreni düzenlendi, bu törene çeşitli devletlerden pek çok ileri gelen katıldı. Mukan Kagan zamanında devlet muazzam bir genişliğe ulaşmıştı.

Mukan Kağan Çin kaynaklarında heybetli ve kudretli görünüşü ve başarılı devlet adamlığı ile anlatılmaktadır.

Mukan'dan sonra tahta Taspar Kağan (572—581) geçti. Taspar'ın yerine İşbara Kağan (Aşina Şetu, 581—587) geçti.

1. Göktürk Kağanlığının batı kanadı yönetimi: İstemi Yabgu’dan sonra Batı Göktürk Kağanlığı’nın başına ise İstemi’nin oğlu Tardu geçmiştir. Doğu Göktürkleri Çinlilerle mücadele etmiş, bir süre onları vergiye bağlamışlardır.

 

Doğu Göktürk Kağanlığı (582-630)

Birinci Doğu Göktürk Kağanlığı, Baga Kağan (587—588), Tulan Kağan (588—599), Yami Kağan (599—609), Şipi Kağan (609—619), Çula Kağan (619—620),İllig Kağan (620—630) tarafından yönetildi.

Şipi Kağan (609-19) ve İllig Kağan (620-30) Sui ve Tang hanedanlarının en zayıf kaldığı dönemlerde Çin'e saldırdılar. 11 Eylül 615 tarihinde Şipi Kağan'ın ordusu Sui imparatoru Yang'ı Yanmen'de kuşattı. 626 yılında İllig Kağan Hsüan-wu Kapısı Olayından istifade ederek Ch'ang-an'a doğru hızla ilerledi. 23 Eylül 626 tarihinde İllig Kağan ve onun demir süvarileri Pien Köprüsü'nün kuzeyinde Vey Nehri'ne ulaştılar. 25 Eylül 626 tarihinde köprünün ortasında beyaz atın kesilmesiyle T'ai-tsung ile İllig Kağan arasında ittifak gerçekleştirildi. Tang tazminatını ödedi ve daha da haraç vermeye söz verdi. Bunun karşılığı olarak İllig Kağan süvarilerin geri çekilmesine razı oldu. (Vey Nehri Söleşmesi  veya Pian Köprüsü Sözleşmesi)

 

Fakat, Ekim 627'den önce Moğol ovasında yaşanan sert iklimler, ağır kar yağışı fırtınası toprakları birkaç metre derinliğe kadar örttü. Göçebelerin hayvanların otlatmaları önlendi ve bu nedenle hayvanların büyük bir çoğunluğu öldü. Yeni Tang Kitabı'nın aktardığına göre, 628 yılında T'ai-tsung şöyle konuştu: Göktürk elinde yaz ortasında kırağı görüldü. Güneş beş gündür aynı yerden doğdu. Ay üç gündür aynı parlaklıktaydı. Bozkır kırmızı renkli hava (Kum fırtınası) ile dolduruldu. Böylece Göktürk ile Tang arasındaki güç dengesi drastik bir şekilde değişti.

27 Mart 630 tarihinde meydana gelen Yinshan Muharebesi'nde Li Ching komutasındaki Tang ordusu İllig Kağan komutasındaki Göktürkleri yendi. İllig Kağan İşbara Şad'ın yanına kaçtı. Fakat 2 Mayıs 630 tarihinde Tang ordusu İşbara Şad'ın çadırına ilerledi. İllig Kağan esir alınıp Ch'ang-an'a gönderildi. Böylece Doğu Göktürk Kağanlığı çöktü ve Tang'ın Chi-mi sistemine girdi.

Bu süreç (630-681) sürekli isyan ve mucadeleler ile geçti

 

19 Mayıs 639 tarihinde Kürşad (Şipi Kağan'ın oğlu ve Tölis Kağan'ın kardeşi) yanına topladığı 40 eski atlı ile T'ai-tsung'ın yaz sarayı olan Chiu-ch'eng Sarayına saldırdı. Chieh-she-shuai'nin isyanından sonra Göktürklerin Sarı Irmak'ın güneyinde bulunmalarının iyi olmadığını dile getirenler çoğaldı.

679 yılında Shanyu Genel Valiliği'nin Göktürk liderlerinden Aşide Wenfu ve Aşide Fengzhi, Aşina Nishufu'yu kağan yaparak Tang'a karşı isyan ettiler. 680 yılında, Tang ordusu Ashina Nishufu ve onun ordusunu yendi. Aşina Nishufu kendi adamları tarafından öldürüldü.  Ashide Wenfu, Ashina Funian kağan yaparak yine Tang'a karşı isyan etti.  Ashide Wenfu ve Ashina Funian Tang ordusuna teslim oldu. 5 Aralık 681 tarihinde Ashide Wenfu ve Ashina Funian da dahil olmak üzere 54 Göktürk Ch'ang-an'ın Doğu Pazarında halka açık bir alanda idam edildi.

682 yılında Kutluk Kağan, Funian'ın adamlarının kalıntısı ile birlikte isyan etti ve Heisha Kalesini işgal etti. Ve İkinci Doğu Göktürk Kağanlığını kurdu.

Batı Göktürk Kağanlığı 

Doğuda bunlar olup biterken batıdaki sınırlarını Kırım'a kadar genişleten İstemi Yabgu öldü. Yerine oğlu Tardu Kağan geçti. Tardu, 603 yılına kadar hükümdarlığını sürdürdü.

Doğuda Ta-po'nun ölümü üzerine tahta çıkan Apa Kağan toyda / kurultayda yapılan kengeş'te  onaylanmadı. Yerine Ta-po'nun yeğeni İşbara Kağan ilan edildi. Çin politikalarının da tesiriyle batı kağanı Tardu, Apa-Kağan'ı destekledi. İşbara'nın Apa'nın annesini öldürtmesi doğu ile batı arasındaki ilişkileri bir daha düzelmemek üzere bozdu; iki budun artık birbirlerine düşman hale geldi.

Tardu'nun ölümünden sonra Batı Göktürkler, güçlerinin zayıfladığının bir göstergesi olan, yabguluk ve şadlık adları altında Aşena ailesine mensup kişilerce yönetildikten sonra 630 yılında Çin yönetiminin etkisine girdiler.  Bundan sonra On Oklar adını alarak Türgiş boyunun önderliğindeki boylar federasyonu şeklinde yüzyılın sonuna kadar Çin hakimiyetinde kaldılar.

Batı kağanlığının 658 de yıkılmasıyla 1. Göktürk Kağanlığı yıkılmış oldu.

 

İkinci Doğu Göktürk (Kutluk)İmparatorluğu (682-745)

 

 

681 yılında Aşina ailesinden Kutluk Kağan, Çin'in kuzeyine yerleşmiş Türk boylarını yeniden toparlamayı başardı. Çin, Kitan ve Dokuz Oğuzlar (Uygurlar) ile yapılan savaşlar sonucunda Ötüken ormanında Göktürk Kağanlığı yeniden güçlendi. Kutluk, ili (devleti/ulusu) yeniden derlediği için İlteriş adını aldı.

692'de ölen İlteriş'in yerine kardeşi Kapgan kağan oldu. Devlet kurulduğundan beri kağanlık danışmanı olan Tonyukuk'un da bulunduğu Kitan'a Tatabilere, Basmillara, Çiklere, Azlara, Bayırkulara,Türgişlere/On Oklara (Batı Göktürk budunu, Kitabelerde sürekli Türgiş Kağanı Türküm, budunum idi ifadeleri bununla ilgilidir), Kırgız ve Dokuz Oğuzlara yapılan seferlerle II. Göktürk Kağanlığı'nın sınırları Okyanus'tan Mâveraünnehir'deki Temir Kapığ (Demirkapı)'ya kadar ulaştı. İpek Yolu'nun büyük bir kısmı denetim altına alınmış oldu.

Kapgan'ın, Bayırkuların kurduğu bir pusuda öldürülmesi üzerine Göktürk Kağanlığı'nın başına oğlu İnel (ya da Ünal) geçti. Ancak Kutluk'un oğlu Bilge, İnel'in kağanlığını kabul etmedi. Boy begleri (beyleri) Bilge'yi kağan ilan etti. İnel kabul etmese bile öldürüldü. Yeni kağan başa geçince kardeşi Kül Tigin'e ordunun komutanlığını verirken, Tonyukuk’a vezirlik  görevini verdi.

Onun dönemi de amcası dönemindeki gibi devletin egemenliğindeki boyların başkaldırılarıyla geçti. Çin'in desteklediği Uygur-Karluk-Basmıl bağlaşmasının Ötüken'e yönelik sürekli saldırıları, İpek Yolu'nun kilit noktası olan Cungarya'nın Çin'in denetimine geçmesi ve batıda On Ok budunu hakimiyetine alan Türgişler'in gün geçtikçe güçlenmesi neticesinde II. Göktürk Kağanlığı çöküşe sürüklendi. Bilge Kağan'ın, danışmanı Tonyukuk'u ve küçük kardeşi Kül Tigin'i kaybetmesinden sonra zehirlenerek öldürülmesi üzerine yerine geçen Tengri Kağan çocuk yaştaydı. Onun kağanlığına karşı gelen Ozmış da ülkeyi toparlayacak güçte değildi. Uygur Türkleri 745'te Ötüken'e girerek Göktürk Kağanlığına son verdiler……

 Tabi biz burada sadece Göktürk Kağanlığından bahsettik. Ancak o yıllarda Dünya'nın diğer yerlerinde bir çok Türk Devleti var idi.

Türklerin bir sonraki konumuz olan Selçuklulara ve İslamiyete girişlerine kadar geçen süreçte oluşumlarını haritalar ile veriyoruz. Bu diğer Türk Devletlerine ayrıca değineceğiz. Ancak maksatımız Tarih Sitesi olmak değil, ancak günümüz olaylarına doğru bakabilmek için, geçmişten bugüne Türk Tarihi'ni özetlemektir.

 

Burada bir not düşmeliyiz. Hazar Kağanlığı, Yahudi inancını seçmiş Türk Devletidir. Ve bugüne kadar bu Türk Devleti, yahudilerin en geniş Devleti olmuştur. Yahudiler kayıp olan 13. kabileyi Hazar Türkleri olarak görmektedirler. Normalde sadece İsrailoğulları has kabul ettikleri Yahudi inancına, bu Türk boyunu dahil etmeleri dikkate değerdir.

Yine keza Bulgar ve Macarlar da, Hristiyan inancını kabul ederek Milli kimliklerinden uzaklaşmışlardır.

Ancak yeni kurulmasına rağmen şu an Macaristan'ın 3. büyük partisi olan ve mecliste 47 milletvekili bulunan Jobbik Partisi Başkanı Gabor Vona :

''Biz Türkiye ile yakınlaşmanın Avrupa'nın yararına olduğunu düşünüyoruz. Diğer partilerin Türk ve İslam karşıtı politikalarına katılmıyoruz. Türkiye bize yeni fırsatlar sunuyor.''

açıklamasını yapınca Avrupalı aşırı sağcıların hedefi haline geldi. Ancak Vona bu eleştirileri;

'' Türklerle Macarların kökeni birdir. Hunlar?dır. Biz Türkler?e karşı çıkarsak kendi kökenimize de karşı çıkıyor oluruz. Türkler bizim kardeşimiz.'' yanıtı verdi.

Yine Parti sözcüsü Marton Gyöngyösi;

 ''Türkler sadece stratejik ortağımız olmanın yanısıra kardeşlerimizdir. Aynı kökeni paylaştığımız bu ulus sadece ahlaki değil kardeşlik bağları nedeniyle de Jobbik'in desteğini hak etmektedir'' ifadesini kullandı.

Bilindiği üzere Jobbik partisinin milletvekilleri Macar meclisinde Mavi Marmara baskınının hemen ardından İsrail'i kınayan bir bildiri okudu.

JOBBİK bunun yanı sıra Hocalı Soykırımını Macaristan Parlamentosu'na taşıyarak, Ermenileri kazdıkları kuyuya düşürdü.

Bu ve benzer örnekler, bu kardeşlerimizle bağımızın tamamen kopmadığını bize göstermektedir arkadaşlar.

 

Artık Selçuklu, İslamiyet ve Osmanlı ile günümüze geleceğiz.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
62300 kez okundu

Yorumlar

Hsiansndns     11/12/2017 19:13

Gerçekten çok güzeldi yani çok teşkür ederim
Misafir -

Hsiansndns     11/12/2017 19:17

Gerçekten çok güzeldi yani çok teşkür ederim.
Misafir -

Hsiansndns     11/12/2017 19:04

Çok güzeldi teşekkür ederim.bu site çok güzel
Misafir -

     09/12/2017 15:00

Gerçekten çok kısaca anlatmışsınız :/
Misafir -

Gök Türk Yazıtları     22/08/2016 01:32

http://www.dilimiz.com/dil/tonyukukyaziti.htm http://www.dilimiz.com/dil/kultiginyaziti.htm http://www.dilimiz.com/dil/bilgekaganyaziti.htm Yazıtlarda aynı şeyden bahsediyor...
Misafir -

     11/12/2015 21:34

Bence hiç işe yaramıyor
Misafir -

     11/12/2015 21:23

Bence hiç işe yaramıyor
Misafir -

     11/12/2015 21:23

Bence hiç işe yaramıyor
Misafir -

     11/12/2015 21:18

Bence hiç işe yaramıyor
Misafir -

Ödev     06/01/2015 23:39

Ödevime çok yardımcı oldunuz teşekkürler.
Misafir -

Ödev     02/01/2015 11:34

Ödevime çok yardımcı oldunuz teşekkürler.
Misafir -


 Kahve Falı Yasağı, Tekke ve Zaviyeler Kanunu İçin Bir Hazırlık mı?

 

 Adnan Menderes Mahkemesini yenileme talebi İskilipli İçin Hazırlık mı?

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.26276.2878
Euro7.37427.4038
Hava Durumu
Anlık
Yarın
21° 28° 19°