Site Menüsü
Üyelik Girişi
Anket
Anadolu Halk Hareketi'ni Doğru Buluyor Musunuz?
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam56
Toplam Ziyaret603425
Milattan Önce İnsanlık Tarihi 1

                                          M.Ö. - İNSANLIK TARİHİ -1-

-Bu ilk bölümde Hz Adem ile Nuh Tufanı arası özetlenecektir.

 

 

 

 

 

Not: Burada sıralanan isimler ve bilgiler, genelde yazılı tarih öncesine ve eski kutsal kitaplara aittir. Yüzde yüz doğruluğu kabul edilmiş değildir.

Not 2: Yazılarımızda dikkatinizi çekeceği üzere: O döneme ait herhangi bir bilimsel netlik olmadığı için, bu yazılı tarih öncesi dönemleri anlatan yazılarımızda, genelde dini kabuller ile hareket edeceğiz. Ve bu bilgilere göre: Hz Adem ile Hz Nuh'a kadar insanlık ömrü daha uzun idi. Hatta Son Peygamberin ümmetine verilen fazladan sevap kapılarının (Kadir gecesi gibi sevapların kat kat verildiği İbadet imkanları) önceki insanlarla İbadet eşitliğini sağlamak sebebiyle olduğu kabul edilmektedir.

 

Hz Adem (T.K.)

 

İlk insanı Adem (a.s.) kabul ederek yazımıza başlıyoruz.

Bu arada ileride bu yazılardaki sıralamayı ve yılları, kronolojik bir şekilde özetleyip krokileştireceğimizi hatırlatmak isteriz.

.........................

Çesitli memleketlerden getirilen topraklari melekler su ile camur yapip, insan sekline koydular. Mekke ile Taif arasinda 40 yil yatip salsal oldu. Yani pismis gibi kurudu. Önce Muhammed aleyhisselamin nuru alnina kondu. Sonra Muharrem'in onuncu Cuma günü ruh verildi. Her seyin ismi ve faydasi kendisine bildirildi. Boyu ve yasi kesin olarak bildirilmedi. Allahü tealanin emri ile bütün melekler, Adem'e secde etti, ama Iblis (seytan) kibirlenip, bu emre karsi geldi ve secde etmedi :

 « Hani biz meleklere (ve cinlere): Adem'e secde edin , demistik. Iblis haric hepsi secde ettiler. O yüz cevirdi ve büyüklük tasladi, böylece kafirlerden oldu »(Bakara, 34) .

 Hz. Adem 40 yasinda Firdevs adindaki Cennet'e götürüldü. Cennet'de yahut daha önce Mekke disinda uyurken, sol kaburga kemiginden Hz. Havva yaratildi. Allahü teala onlari birbirine nikah etti. Yasak edilen agactan unutarak ve Iblis'in oyununa gelerek önce Havva, sonra Adem aleyhisselam yedikleri icin Cennetten cikarildilar. Adem aleyhisselam Hindistan'da Seylan (Ceylon) adasina, Havva ise Cidde'ye indirildi. 200 sene aglayip yalvardiktan sonra , tövbe ve dualari kabul olup, hacca gitmesi emr olundu:

«Sonra Rabbi onu seckin kildi; tevbesini kabul etti ve dogru yola yöneltti »(Ta'ha, 122) .

Arafat ovasinda Havva ile bulustu. Beraberce batıya doğru yürürler. Kabenin bulunduğu yere gelirler. Bu esnada Hz.Adem, bu buluşmaya şükür olmak üzere Rabbine ibadet etmek ister ve cennette iken, etrafında tavaf ederek ibadet ettiği nurdan sütunun tekrar kendisine verilmesini diler. İşte o nurdan sütun orada tecelli eder ve Hz.Adem, onun etrafında tavaf ederek Allah’a ibadet eder. (Bu nurdan sütun Hz.Şit zamanında kaybolur, yerine bir taş kalır.)

Sonra Sam'a geldiler. Burada cocuklari oldu. Neslinden 40.000 kisiyi gördü.

Yahudi kaynaklarında 930 yıl yaşadı (Eski Ahit/Tekvin/BAP 5)

İslami kaynaklarda ise 1000 veya 2000 yıl yaşadığı söylenmektedir. (İbn.Sa'd-Tabakat, 1/28,29, Ahmed b.Hanbel-Müsned 1/299, Taberi-Tarih 1/79, Salebi-Arais s.48, Deylemi-Firdevs 3/269, Heysemî-Mecmuazzevaid 8/206).

Yaklaşık 1000 yıl kabul edebiliriz. En doğrusunu Allah bilir.

 ..................................................

Adem’in (a.s.) 2 erkek çocuğu oldu. Habil ve Kabil.

Daha sonra Kabil kardeşi Habil’i öldürdü. (T.K.)

Ve ilk kan akıtılmış oldu.

Hz Adem Kabil’i lanetleyerek onu kovdu. Kabil’in taraftarları ile birlikte Yemen taraflarına gittiği düşünülmektedir.

Bu olaydan sonra; Hz Adem Allah’a yeni ve hayırlı bir evlat için yalvardı.

Ve Hz Adem 130 yaşında iken ve Habil’in ölümünden 5 sene sonra (Bir başka iddia 30 sene sonra) bir oğlu daha oldu.

 

Hz Şis (Şit) (T.K.)

Şis peygamberin Kabe’nin ilk temel taşlarını koyduğu rivayet ediliyor. Dolayısı ile Mekke dolayında bulunduğunu kabul edebiliriz.

........................................

Bu nurdan sütun, Hazret-i Şît -aleyhisselâm- zamanında kaybolur, yerinde siyah bir taş kalır. Bunun üzerine Hazret-i Şît, onun yerine taştan, onun gibi dört köşe olan bir binâ yapar ve o siyah taşı binânın bir köşesine yerleştirir. İşte bugün Hacer-i Esved diye bilinen siyah taş, odur.

 ....................................

Şam taraflarında ise ikametini sürdürdüğü söylenir.

912 yıl yaşadı.

Yemen taraflarına giderek Kabil ve kavmini doğru yola davet etti ve ilk savaş burada oldu.

Şis peygambere 50 sayfa ayet verilmiştir. Bunların 21 sayfası babası Hz Adem’den geçmiş, 29 sayfa Hz Şis’e inmiştir. Toplamda tarih boyunca irili ufaklı 104 kitap indirildiği söylenir.

Ölünce yerine oğlu Hz Enus (enüş, anuş, enoş, enuş) geldi. Diyarbakır Ergani tarafında türbesi vardır.

 

Hz Enus (T.K.)

Hz Şis 105 yaşında iken Hazura hanımdan doğmuş olan Enus peygamber Tevrat’a göre 905 yıl yaşadı.

 

 

Diyarbakır'da olduğu düşünülen türbesi

 

Na’me hanımdan 90 yaşında iken Kenan isminde bir oğlu oldu ve bu oğlu onun veliahtı oldu.

 

Hz Kenan (T.K.)              

Hz Kenan (Kaynan) 920 yıl yaşamıştır.

Yerini oğlu Mehlail’e bırakmıştır. Mehlail Hz Kenan 70 yaşında iken dünyaya gelmiştir.

 

Hz Mehlail (T.K.)

895 yıl yaşamıştır.

Yerine oğlu Yerd geçmiştir.

Babil civarında yaşadığı rivayet edilir. Burada Sus (Sous) adında bir şehir kurdu. İlk üstü örtülü ev yapımı bu zamandadır.

Şırnak, Cizre ve Irak ta bu isimde yerleşim yerleri vardır.

 

Hz Yerd (T.K.)

Yerd b. Mehlail zamanında Şis oğullarından bir kısmı meraklanıp, munasebetleri yasaklanan Kabil oğlullarına gitmişlerdir.

Kabil oğulları içki, zina, hayasızlık, ateşe tapmak ve çalgıya meraklı idiler. Kabil’in nesli ayrıca incelenecektir.

Daha sonra yine Şis oğullarından 100 erkek Kabil kavmine gittiler.

Bunu duyan Hz Yerd’in oğlu İdris peygamber onları uyardı. Ama dinlemediler. Bu zamandan sonra Şis oğullarında da bozulmalar başladı.

Sonrasına kavimler iyice karıştı denilebilir. Şis oğullarının erkekleri Kabil kavminin kadınları ile ilişkiye girmeye başladılar.

Hz Yerd 962 sene yaşadı. 162 yaşında iken Berketa hatun ile evlendi. Ve bu evlilikten çocukları Hanuh (Hz İdris) oldu. Ve öldüğünde yerine İdris peygamber geçti.

 

Hz İdris (T.K.)

Gerçek adı Ahnuh' (Hanuh) dur. Kur'an-i Kerimde, cok kitap okudugu icin ona Idris lakabi verilmistir. Kendisine 30 suhuf kitap verilmiştir. 105 veya 120 yıl peygamberlik yaptığı rivayet edilir.

Kabil oğullarını puta tapmamaları ve sapkınlıkları konusunda uyarmıştır. Bu mesele ve ilk Putlar Kabil Oğulları kısmında incelenecektir.

Yaşadığı yer ile ilgili net bilgi olmamasına rağmen Babil’de doğduğu, Mısır tarafına kadar göçtüğü rivayet edilir.

İlk elbise dikip giyen, ilk kalem kullanan odur.

 

 

 

Öyle ki Mısır tarihinde ve Yunan tarihinde Thot veya Hermes adındaki yarı Tanrı esasında İdris Peygamberdir diyenler var.

100 şehir kurmuştur. Bunlardan birinin Diyarbakır yakınlarındaki Reha şehri olduğu söylenir.

Tevrat'a göre 65 yaşında iken hanımı Hadane den Metuşaleh adında bir oğlu olmuş ve veliahtı o olmuştur.

365 yaşında iken, 4. Kata yükseltilmiştir. Detaylar ‘Tartışma Konusu’ndadır.

 

Hz Metuşaleh (T.K.)

Nuh Peygamberin dedesidir. Tevrata göre 965 yıl yaşamıştır.

 

 

Bir çok inanca göre en uzun yaşayan insandır. Bu sebeple dünyanın en yaşlı ağacına onun ismi verilmiştir.

 

187 yaşında iken olan oğlu Lamek veliahtı olmuştur.

 

Hz Lamek (T.K.)

777 sene yaşadı.

182 yaşında iken oğlu Nuh doğdu.

Nuh Aleyhisselam veliahtı oldu.

 

Hz Nuh (T.K.)

Nuh Peygamberin 200 (ya da 250) yaşında Peygamber olduğu, 601 yaşında iken de Tufan’ın koptuğu kabul edilir.

Kuran-ı Kerim de Nuh Peygamberin 950 yıl yaşadığı belirtilmektedir.

Ve Nuh Tufanı kopmasıyla Nuh Kavmi yok olmuş, geriye sadece gemiye binenler kalmıştır.

Nuh tufanı ve sonrasını bir dahaki yazımızda inceleyeceğiz. Biz burada tufan öncesi diğer konu; Habil-Kabil meselesi ve Kabiloğullarını inceleyelim:



 

Habil ve Kabil  (T.K.)

 

 

Bizim bildiğimiz, Kabil’in kardeşini öldürmesi üzerine  kovulduğu ve onun soyundan ayrı bir bölgede ayrı bir toplum oluştuğudur.

Kabil hakkında yazarken İslami olan olmayan tüm kaynaklardan tarafsızlık ve tezler adına faydalandığımızı belirtmek isteriz.

Kabil birçok kaynağa göre, kendi soyu tarafından da sevilmemiş, hatta öz oğlu tarafından taşlanarak öldürülmüştür.

Kabil meselesi neredeyse bir mit olmuş, kimi toplumlarca ilk vampir olarak kabul görmüştür. Soyundan geldiği iddia edilen 13 vampir klanı ile ilgili ayrı ayrı kitaplar ve internet siteleri vardır.

Ama en bilinen ve kabul gören gerçek, Şit (Şis) Peygamber yüksek bir yerde yaşarken, Kabil ve soyu vadiye inmiştir. Aden taraflarına gittikleri söylenir (Yani Yemen). İlk şehrini kurduğunda bu şehre oğlu Hanok’un(Enoh) adını verir.

Kabil kavminden uzaklaştığı için şeytan ona ateşe tapmasını fısıldar ve kandırır. İlk ateşe tapma, böyle başlamıştır.

Sonra Kabil soyu, Adem soyunun Hz Adem’in kabrine olan saygılarını ve kabrini ziyarete gittiklerini duydukça bu duruma özenir ve kendilerince belirli isimler belirleyerek bunlara ziyaret gerçekleştirmek isterler. Ancak sonradan belirledikleri isimlerin kabirleri belli değildir. Ve onlarda bu isimlerin birer heykelini yapıp buna saygı ve tapınmaya geçerler. Putperestliğin başlangıcı da bu şekildedir.

 

İlk putlar Vedd, Süva', Yağus, Yauk ve Nesr dir.

Bu isimlerin o dönemlerde yaşamış ve saygı duyulan kişiler olduğuna inanılır.

Mesela Süva’nın Şis Peygamberin çocuklarından birisi olduğu; Yağus, Yauk ve Nesr’in de Süva’nın çocukları olduğu rivayet edilir. Bu puta tapınma, tahminimiz İdris Peygamber’in zamanında iyice belirdi.

Bir diğer iddia ise; şu an Afganistan'ın baş şehri olan Kabil'i Kabil oğullarının kurduğu, ya da o bölgede yaşadıklarıdır. Çünkü Kabil şehrine yakın yine Kabil adında bir yerleşim yeri daha ve yine Kabil adında bir nehir vardır.

Keza bir Hadise değinmekte fayda var;

Taberi'den aktarılan bir hadiste şöyle bildirilmektedir. "Şarabı, çalgıyı, kopuzu, telli çalgılara kıl takmayı, defe-davula deri geçirmeyi ve bunun gibi işleri ilk önce kim icad etti?" şeklindeki bir soruya Peygamber (s.a.v.)'in cevabı özetle şöyledir:

"Bu sorduğunuz şeyler Kabil oğullarından kaldı. Kabil'in çocukları arasında çok zaman önce bir kişi vardı ki adına Yuan derlerdi. Yuan, şenliği, şadlığı seven bir kişiydi. Şeytan onunla arkadaş oldu. Onu bu gibi eğlencelere alıştırdı, şevklendirdi. Bu gibi çalgıları ona hep İblis öğretti. Öyle ki yaş üzümü sıkıp şira etti. Birkaç gün ekşiyinceye kadar onu bıraktı. Sonra küplere testilere koydu. Çengiler düzdü, eğlenceler kurdu. O şaraptan bir miktar ortaya koyar, herkese içirirdi. Biraz çalgı çalardı, biraz da kalkar oynardı. Onlara bu şeyler gittikçe hoş gelmeye başladı. Herkes bu Yuan gence yakınlaşıp, onunla dostluk ettiler. Sonra İblis, insan formunda geldi, onunla arkadaşlık etti, onunla birlikte yiyip içti. Yuan'ı, güzel sözlerle eğlendirmeye başladı, onun taşkınlıklarını daha da artırdı. İşte bunların hepsi o Yuan'dan kalmıştır. O Yuan'a da Şeytan öğretmiştir."
Tarih-i Taberi, C.1, s.76

Buradan hareketle, Kabil'in soyu ile şu an Çin halkı tarafından çok sık kullanılan Yuan soyadı ve yine uzun yıllar hüküm sürmüş Yuan Hanedanlığı arasında bağlantı kuranlar da çoktur. Bunun çok gerçekçi olmadığını ileri ki yazımızda göreceğiz.

Kabil’in soyunu Wikipedia şöyle veriyor:

Veliahtlarının ismiyle kısaca verirsek;

Kabil

Hanok

İrad (Hanok’un değil, Kabilin çocuğu olduğu rivayet edilir.)

Mehuyael

Metuşael

Lemek (İdris Peygamber ile aynı devirde olduğunu sanıyorum)

 

Lemek’in (Lameh) 2 hanımı vardı.

İlk hanımı Adah’tan 2 erkek çocuğu olur : Yaval ve Yuval

İkinci hanımı Tsillah’tan 1 erkek 1 kız çocuğu olur : Tuval-Kayin ve Naamah.

 

Bu İncil kökenli kısmı özellikle yazdık. Çünkü bazı kökeni belirsiz kaynaklarca ; Türkler Tuval-Kayin soyundan geliyor iddiası ortaya atılıyor.

Aynı iddiaya göre Yuval-Yaval da Yecüc-Mecüc oluyor tabi ki.

Hiçbir din ve hiçbir bilim cevresinin kabul etmediği ve aksini iddia ettiği bu görüşü çok ciddiye almayacağız. Biz sadece bilgi mahiyetinde verdik. Zaten Yahudi ve Hristiyan din-bilim adamlarının bunun tam zıttı olan diğer iddiasına da değineceğimiz için bu meseleye Nuh Tufanı ve sonrasında el atacağız.

Keza Kabil'in soyu Tufandan sonra devam etti mi, yoksa yok mu oldular? gibi soruları da Nuh Tufanı ve sonrasında irdeleyeceğiz.

Artık Nuh Tufanı ve sonrasına geçebiliriz.


Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
30021 kez okundu

Yorumlar

NBGHHU     19/03/2015 17:05

HTJHIHY8U6FHJUIVGFTYUFHUIHJGFFGI8JU9IU0I0PIK9JUOYUGYFYFYGHGGUIGHUHJHIHJIHIJU8GHYFTFDFYYGYGYUGHUHUYUYUYUHIKJUIHJHHJ
Misafir -


 Kahve Falı Yasağı, Tekke ve Zaviyeler Kanunu İçin Bir Hazırlık mı?

 

 Adnan Menderes Mahkemesini yenileme talebi İskilipli İçin Hazırlık mı?

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.26276.2878
Euro7.37427.4038
Hava Durumu
Anlık
Yarın
21° 28° 19°