Site Menüsü
Üyelik Girişi
Anket
Anadolu Halk Hareketi'ni Doğru Buluyor Musunuz?
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam30
Toplam Ziyaret590273
İslamiyet ve Türkler (750-1250)

İlk Müslüman Türkler (750-1250)

 

 

Türklerin Müslüman Olması- İlk Müslüman Türk Devleti Karahanlılar ve Selçuklu incelenmiştir.












 

Öncelikle belirtmek gerekir ki, Türkler ile İslam orduları arasında hiç çatışma yaşanmadığı doğru değildir. Özellikle Yahudi inancını benimseyen ve önceki yazılarımızda kısaca değindiğimiz Hazar Türkleri ile İslam orduları arasında savaşlar olmuştur.

Yahudi olan Hazarlar haricinde ise; sadece yerel boylar ile İslam orduları arasında başlarda çarpışmalar olmuştur.

Göktürk İmparatorluğu'nun dağıldığı ve Kutluk İmapatorluğu kurulana kadar geçen  süreçte; dağınık halde yaşayan Türk boyları ile Emeviler arasında olan lokal çatışmalardan sonra; genel bir sulh hakim olmuştur.

Abbasiler zamanında ise Çin ile yapılan Talas savaşında (751) ittifak kurulmuş ve Araplar ile Türkler birlikte savaşarak Çin ordusunu yenmiştir.

Bu dönemden sonra ise Türkler sulh halinde iken; kendi iradeleriyle İslamiyet’i kabul etmiş ve daha sonra İslam’ın bayraktarı olmuşlardır.

Şimdi bu olaylara göz atalım:

Hazar Kağanlığı:

7. ve 11. yüzyıllar arasında Hazar Denizi'nin çevresinde; Van Gölü'nden, Karadeniz kıyılarından, Kiev'e; Aral Gölü'nden, Macaristan'a kadar olan geniş topraklarda hüküm sürmüş bir Türk devletidir.

Hudūd al-'Ālam adlı esere göre, Hazar Kağanları Ansa' sülalesindendir (bunun Batı Göktürk'ün Aşina olduğuna dair iddialar bulunmaktadır) ve Orta Asya'dan gelmişlerdir. Hazarların bir süre Büyük Hun Devleti'ne bağlı kavimler arasında bulunmuş olmaları ihtimali vardır. 586'dan sonraki Bizans kaynaklarında Hazarlar; "Türkler" olarak geçmektedir.

İslamiyet'ten önce Türklerin tamamına yakını Tengrici (Tek Tanrı inancı) olmasına rağmen Hazar Kağanı ve yönetim kademesindeki Türklerin çoğu, 740'lı yıllarda Museviliği benimsemiştir. Birkaç akademisyen, Hazar Türklerinin birçok Doğu Avrupa ve Rus Yahudisinin ataları olduğunu düşünmektedir.

Meşhur Hazar Yazışmalarında o dönemki Hazar Kağanı Yusuf, Yahudi dinini seçmelerini şöyle açıklamıştır:

Elimdeki kayıda göre atalarımızın sayısı az olmasına rağmen, Tanrı'ya şükürler olsun, [Tanrı] onlara, kendinden güçlü ve büyük ordularına savaş ardına savaşa devam etmesi için güç, kuvvet ve kudret verdi. Tanrı'nın yardımıyla onları dışarı sürüp ülkelerini işgal etti. Bazılarına bugün bile zoraki işçilik yaptırılmaktadır. Şimdi yaşadığım topraklar [Volga kenarında] eskiden Bulgarlarındı. Atalarımız, Hazarlar, gelip onlarla savaştılar ve her ne kadar Bulgarların sayısı sahildeki kumlar gibi idiyse de Hazarlara karşı koyamadılar. Böylece ülkelerini bırakıp kaçtılar ve Hazarlar onları Tuna Nehri'ne kadar kovaladı. Bugün bile Bulgarlar Tuna'da kamp kurmuşlardır ve Konstantinopolis'e yakındır. Hazarlar onların topraklarını halen işgal etmektedir.

Bunun ardından, birkaç nesil geçtikten sonra Bulan adında bir kral başa geçti. Bilge ve Tanrı korkusu olan biriydi, Yaratan'a tüm kalbiyle güveniyordu. Cadıları ve putperestleri kovup O'nun kanatlarının gölgesine sığındı... Bunun akabinde şöhreti dört bir yana yayıldı. Onun adını duyan Bizans kralı ve Araplar delege ve elçileriyle birlikte ganimet, hediye ve dinini değiştirmek için bilgeler gönderdi. [Bizans ve Araplar Hazar Kağanını kendi dinlerine çekip Hazar ordularının kendi topraklarına askeri seferlerinin durdurulmasını umuyordu]

Ama Kral -ruhu Kral Tanrı tarafından hayat yumağına sarılsın- bilgeydi, bilgili bir İsrailoğlu çağırttı. Kral dikkatlice araştırıp inceledikten sonra bilgeleri kendi dinleri hakkında tartışmaları için çağırttı. Her bir bilge diğerinin fikirlerini çürüttüğünden ortak bir karara varılamadı. Kral bunu görünce dedi ki: "Evinize gidin, ama üçüncü gün bana geri dönün..."

Üçüncü gün bilgeleri çağırtıp onlara dedi ki: "Aranızda konuşun ve tartışın ve bana hangi dinin daha iyi olduğunu açıkça söyleyin." Aralarında tartışmaya başladılar ve bir sonuca varamadılar ta ki Kral Hıristiyan rahipe sordu "Ne düşünüyorsun? Yahudilerin ve Müslümanların dinleri arasında hangisi tercih edilmeli?" Rahip cevapladı: "İsrailoğullarının dinleri Müslümanlarınkinden daha iyidir."

Kral ardından kadıya sordu: "Sen ne dersin? İsrailoğullarının dinleri mi yoksa Hristiyanlarınki mi tercih edilmeli?" Kadı cevapladı: "İsrailoğullarının dinleri tercih edilmeli."

Bunun üzerine Kral dedi ki: "Eğer öyleyse, ikiniz de kendi ağzınızla İsrailoğullarının dininin daha iyi olduğunu söylediniz, bu nedenle, Tanrı'nın rahmeti ve Kadiri Mutlak'ın gücüyle İsrail'in dinini seçiyorum, bu İbrahim'in dinidir. Eğer, kendisine güvendiğim ve kanatlarının gölgesine sığındığım Tanrı yardım ederse sizin söz verdiğiniz para, altın ve gümüşü çalışmadan O verebilir. Siz ise şimdi topraklarınıza barış içinde gidin."

…………………………………………………………..

10. yüzyılın başına kadar genişlemesini sürdüren ve Hazar Denizi'ne adını veren Hazarlar, daha çok Halife Osman'ın başında bulunduğu İslam Devleti ve Sasanilerle savaştılar. Kağanlık doğudan gelen Peçenekler sebebiyle zayıfladı ve Kiev Knezliği tarafından yıkıldı.

Hazar Türkleri ile Müslüman Araplar arasındaki savaşlar

Zayıflayan Sasani İmparatorluğu, 632-634'lerde İslam kuvvetleri tarafından çökertilip İran toprakları İslam ordularının eline geçince "İslam İleri Harekâtı" bir yandan Ermenistan yolu ile Kafkaslar'a doğru bir yandan da Suriye üzerinden Anadolu içlerine kadar gelişmeye başlamıştır. İslam orduları ile Hazarların mücadeleleri şiddetli ve devamlı olmuştur. İlk büyük taarruz, 651-652 yıllarında Halife Ömer zamanında yapılmış ve İslam orduları Hazar topraklarına girip Derbent'i alarak Hazarların bu sıralardaki başkentleri olan Belencer'e kadar ilerlemiş ancak Hazarlar tarafından geri püskürtülmüşlerdi. Belencer'in istila edilmesinden sonra Hazarlar, başkentlerini Aşağı İdil civarına nakletmişlerdir. Daha sonra güneye doğru ilerleyerek Ermenistan'a girmişlerdi.

Karadeniz'in kuzeyindeki Büyük Bulgarya Hanlığı'nın kuvvetli Hazar genişlemesi karşısında dayanamayarak İdil Bulgarları ve Tuna Bulgarları olarak ikiye ayrılması sonucunda Dinyeper'e kadar olan düzlükler Hazarların eline geçmiş ve Hakanlık, Kafkaslar'ın güneyinde de İslam İleri Harekâtı'na karşı yolları kapamıştı. 7. yüzyıl sona ermeden Hazarlar, Kırım'ı ele geçirip Azak Denizi çevresinde tam bir hâkimiyet sağlamışlardır ve böylece Hazar Denizi'nden Dinyester'e Kafkaslar'ın güney eteklerinden Oka Nehri'ne kadar bütün bölgeyi ve Kırım'ı ellerine geçirmişlerdir. 651-652'deki ilk karşılaşmadan sonra Halife Osman'ın 656'da şehit edilmesinden ve Halife Ali'nin halife seçilmesinden sonra meydana gelen karışıklıkların Kafkaslar yönündeki İslam ordusu ataklarını azaltması üzerine harekete geçen Hazarlar, Arrân'a kadar indiler.

Yaklaşık yarım asırdan fazla süren sınır boyu çarpışmaları devam etmiş, Emevi Halifesi Muaviye zamanında Kafkas taarruzları yeniden başlamıştır. Ancak İslam ordularının 717'de İstanbul'a yürümek üzere Kafkaslar'dan ayrılmak zorunda kalmasıyla, Hazar taarruzu karşısında kalan diğer Arap kuvvetleri geri çekilmiştir. Bunun üzerine Hazar ordusu 717-718 yıllarında Şirvan'a girmiş ve Azerbaycan'ın büyük bir kısmını işgal etmiştir. Bundan sonra Kafkaslar bölgesi, iki devlet arasında sürekli el değiştirdiği için İslam orduları, Kafkasya'nın kuzeyinden öteye geçememişlerdir.  Hazarlar,  731'de büyük bir güç toplayarak karşı saldırıya geçip İslam ordularını mağlubiyete uğratarak, geçmişte Hazarlara karşı birtakım başarılan kazanmış, Ermenistan valisi Cerrah'ı öldürdüler. Hazar ordusu bu savaşta Musul önlerine kadar gelmiştir. İslam orduları böylece tekrar Azerbaycan'a gerilemek zorunda kaldılar. Buna karşı Sait El-Hareşi komutasında yeniden toparlanan ordular Hazarları geri püskürttüler.

732-733 yıllarında daha sonraları halife olacak olan Mervan bin Muhammed, Ermenistan'a ve Azerbaycan'a vali tayin edildi. Bu dönem İslam orduları en büyük başarılarını göstererek Semender ve birkaç Hazar şehirini de ele geçirdiler.

İslam halifeliğinde; Abbasiler'in iktidara geldiği 763'ten sonra, aradaki mucadeleler eski hızını kaybetmiştir.

Hazarların Müslüman ülkelerine son akınları Halife Harun Reşid zamanında olmuştur. Halife Harun Reşit, kumandanı Yezid'i Hazarların üzerine göndermiş ve o da Hazarlarıele geçirdikleri Ermenistan'dan çıkarmayı başarmıştır. Bundan sonra Arap kaynaklarında Hazarların hücumlarından bahsedilmemektedir. Böylece Güney Kafkaslar'da hâkimiyet için yapılan Arap-Hazar mücadelesi sona ermiştir.


 

………………………………………………………………………………

Emeviler Dönemi diğer Türk'ler ile durum

Diğer Türk boyları ile savaşlar Emeviler döneminde olmuştur.

Müslüman orduları; bir önceki yazımızda bahsettiğimiz 1. Göktürk Kağanlığının dağıldığı (630-681) dönemde, 674 yılında Horasan valisi Kuteybe Bin Müslim zamanında bütün Maveraünnehir'i ve Batı Türkistan'ı ele geçirdiler. Baykent, Buhara, Semerkant ve Kaşgar gibi önemli Türk şehireri Araplar tarafından yağmalandı ve birçok Türk kılıçtan geçirildi. Göktürklerin yeniden güçlenerek 2. Göktürk Kağanlığının kurulduğu dönemde ise Göktürk Hakanı Kültigin bu toprakları geri aldı.

Orta Asya'da Göktürk hakanlığının sona ermesinden sonra, Batı Türkistan'da Türgiş hakimiyeti, Doğu Türkistan ve Baykal Gölü civarında Uygur hakimiyeti yaşanmaya başladı. Bu devirde Batı Türkistan'da hüküm süren Türgiş hakanlığı ile İslam devleti arasında büyük mücadeleler yaşandı.

Abbasiler döneminde ise herhangi bir savaş yaşanmadı. Bu dönemde Emeviler döneminde zorla esir alınmış birçok Türk, askerlikteki yetenekleri sonucunda Abbasi yönetiminde söz sahibi olmaya başladılar. Harun Reşit döneminde, saray muhafızları ve saray yönetiminin küçük bir kısmı Türklerden oluşuyordu. Halife Mutasım döneminde Türkistandan toplanan Türklerle Bağdat, Suriye ve Anadolu'da "Samerra" adı verilen ordugahlar kuruldu ve hassa ordusu teşkil edildi.

Orta Asya'da Talas'ta karşı karşıya gelen Çin ve bir kısmı Türk kökenli askerler ve yöneticilerden oluşan Arap orduları karşısında bölgede bulunan Türk boyları, Arap ordusunun yanında yer alarak Müslümanların kazanmasına yol açmışlardır.

Bu savaş ve sonrasında gelen zafer ile Araplar Türklerin ilk müttefikleri oldular. Kazanılan zafer sonrasında Türkler Müslümanlığı kabul etmiş ve İslam Orta Asya'ya bu barış sürecinde varmıştır.

İlk Müslüman Türk Devleti : Karahanlı Devleti

840 - 1212 yılları arasında Orta Asya ve günümüz Doğu Türkistan toprakları üzerinde hüküm sürmüş bir Türk devletidir.

Kurucusu Bilge Kül Kadir Handır. Bilge Kül öldükten sonra oğulları Bazır ve Oğulçak devletin başına geçtiler. Devletin Batı kısmında hükümdar olan Oğulçak, Samanoğulları devletindeki karışıklıklardan yararlanarak isyan eden bir Samanî şehzadesinin sığınma talebini kabul etti. Oğulçak'ın yeğeni Satuk Buğra, bu şehzade sayesinde müslüman oldu ve Abdulkerim adını aldı. Bu olaydan sonra amcası Oğulçak'ı mağlup eden Abdulkerim Satuk Buğra, devletin başına geçti ve Han ünvanını alarak islamiyeti resmen kabul etti. Karahanlılar, islamiyeti topluca kabul eden ilk Türk devletidir.

İslamiyet'i devlet dini olarak benimseyen Satuk Han döneminde Karahanlı Devleti'nin tamamına yakın bir bölümü bu dine geçmiştir. Karahanlı Devleti ilk büyük Müslüman Türk devleti olmuştur. Halife "Nasr Bin Ali" döneminde Abbasiler Karahanlıları Müslüman ülkesi olarak tanımıştır. Samanoğulları ile itilafta olan Karahanlılar, Gaznelileri destekleyerek Samanoğulları Devleti'ni yıkmıştır. Gazneliler ile Ceyhun nehri sınır olarak belirlenmiştir.

Devlet 1042 yılında hanedan içindeki kavgalar sonucunda Doğu ve Batı Karahanlı devletleri olarak ikiye bölünmüştür. Batı Karahanlı Devleti; 1042-1212 yılları arasında hüküm sürmüş ve ilk başkenti Özkent olan devlet 1212 yılında Harzemşahlar tarafından yıkılmıştır. Önemli merkezleri; Balasagun, Talas ve Kaşgar ve ilk hükümdarı Tamgaç Buğra Han olan Doğu Karahanlı Devleti ise 1211 yılında Karahitaylar tarafından yıkılmıştır.

Çinliler yakınlarında kurulan tüm yabancı devletlere hep aynı 'Divide et impera (Böl ve hükmet) aldatmacı', hileyi kullanıp önce ikiye bölmüşler daha sonra yıkmışlardır. Aynı oyun Göktürklerede yapılmıştır. Böyle oyunları Ruslar, Ana Asya'da yaşayan diğer Türk Uluslarına uygulayıp birbirlerine düşman yapmışlardır.

 

Selçuklu İmparatorluğu

 

Selçuklular; kökeni Oğuz Türkleri'nin büyük bir kolu olan Kınık boyu idi. Selçuklular, 11. ve 14. yüzyıllar arasında Orta Asya'nın bir bölümünü ve Orta Doğu'yu yönetti.  Adı, hanedanın kurucusu Selçuk Bey'den gelir.

Hanedanın atası olan Selçuk Bey tarafından temeli atılan bu devlet Bağdat’ı kendine başkent yaparak Abbâsî halifesinin koruyucusu konumuna erişti. 1092 yılında Selçuklu hükümdarı Melikşah'ın ölümünden sonra bölünmeye uğradı. Selçuklular tarafından kurulan diğer devletler Kirman Selçuklu Devleti, Horasan Selçuklu Devleti, Irak Selçuklu Devleti, Suriye Selçuklu Devleti ve Anadolu Selçuklu Devleti'dir. 1040-1157 yılları arasında hüküm süren Büyük Selçuklular, en güçlü oldukları dönemde Harezm, Horasan, İran, Irak, Suriye, Arap Yarımadası ve Anadolu'nun büyük kısmına egemen olmuş bir Türk devletidir. Kapladıkları alan doğuda Balkaş ve Issık Gölleri, Tarım Havzası; batıda Ege ve Akdeniz sahilleri, kuzeyde Aral Gölü, Hazar Denizi, Kafkasya, Karadeniz; güneyde Arabistan dahil Umman Denizi'ne kadar ulaşan 10.000.000 m2’lik bir alanı kapsıyordu.

 

Kınık boyu Orta Asya'daki Oğuz boylarından biriydi. Selçuk Bey, Oğuz Yabguluğunda subaşı (ordu komutanı) görevindeydi.

Selçuk Bey giriştiği taht mücadelesini kaybedince 10. yüzyılın ikinci yarısında ailesi ve ordusu ile birlikte İran yönüne göç ettiler. Bu göçebe topluluk Karahanlılara ve Samanîlere savaşlarda asker vererek karşılığında geniş otlaklar elde etti. Burada müslümanlığı benimsedikten sonra Samanîler Devletinin yönetiminde söz sahibi oldu. Samanîler Devleti yıkılınca Selçuk Bey, Müslüman halkıyla birlikte Horasan bölgesine yerleşti. Selçuk Bey'in 1009'da ölümünden sonra daha da güneye indiler.

Selçuk Bey'in oğlu Arslan Bey'in yönetiminde, Karahanlıları ve Gaznelileri endişelendirecek kadar güçlendiler. Arslan Bey'in Gaznelilerce tutuklanması ve 1032'de ölmesinden sonra, Selçuk Bey'in torunları Tuğrul Bey ve Çağrı Bey bağımsızlıklarını elde etmeye giriştiler. Selçukluların teşkilatlı devlet düzenine girmesi bu döneminde oldu. Devletin ilk yöneticisi Tuğrul Bey'di. Selçuklular 1035'te büyük bir Gazneli ordusunu yenerek Horasan içlerine doğru ilerlediler. 1037'de de, bugünkü Türkmenistan’da yer alan Merv kentini ele geçirdiler. 1038'de Gaznelileri ikinci kez yendiler ve Nişabur kentine girerek bağımsızlıklarını ilan ettiler. Tuğrul Bey sultan sanıyla hükümdar ilan edildi ve Büyük Selçuklu Devleti de böylece kurulmuş oldu.

Gazneli I. Mesut, Büyük Selçuklu Devleti’ni ortadan kaldırmak amacıyla güçlü bir orduyla Selçuklu topraklarına girdi. Gazneli ve Büyük Selçuklu orduları, Merv yakınlarında Dandanakan denen yerde karşılaştılar. Mayıs 1040’ta yapılan Dandanakan Savaşı'nda, Büyük Selçuklular Gazneli ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu savaştan sonra Büyük Selçuklu Devleti’nin Harzem ve Horasan'da varlığı kesinlik kazandı. Tuğrul Bey, bu savaşın ardından giriştiği fetihlerle bütün İran'ı denetimi altına aldı. 1041'de Kirman, 1042'de Harzemşahlar ve Kakuveyhîler, Cürcan'da Ziyarîler ve Misafirîler, Hamedan ve İsfahan şehirleri, 1051'de Şiraz'daki Kalicarîler, 1052'de Umman, 1054'te Tebriz'deki Revadîler, Diyarbakır'daki Mervanîler, Hille'deki Mezyedîler, Musul'daki Ukaylîler, 1056'da Huzistan'daki Hezâresbîler ve Büveyhoğulları'nın toprakları Büyük Selçuklu Devleti'ne katıldı. Devletin sınırları, batıda Bizans, güneybatıda Abbasiler, kuzeybatıda Gürcistan topraklarına dayandı.

18 Eylül 1048'de Erzurum yakınlarındaki Pasinler Ovası'nda birleşik Bizans ordusuyla yaptığı Pasinler Savaşı'nı kazanan Büyük Selçuklular, Doğu Anadolu içlerine akınlar düzenlemeye başladılar. İslam dünyasının dinsel önderi konumundaki Abbasiler, bu dönemde Bağdat'ı elinde tutan Büveyhilerin siyasal baskısı altındaydı. Tuğrul Bey, Halife Kâim'in çağrısı üzerine 15 Aralık 1055'te Bağdat'a girdi ve Büveyhileri halifeliğin merkezinden çıkardı. Bu olayın ardından Büyük Selçukluların İslam dünyasındaki itibarı arttı.

Alparslan

Tuğrul Bey 1063 yılında öldükten sonra, tahta kardeşi Çağrı Bey'in oğlu Alparslan geçti. Alparslan Büyük Selçuklu topraklarını daha da genişletti. 1071'de Malazgirt Savaşı'nda Bizans İmparatoru Romen Diyojen'i yenerek tutsak aldı. Malazgirt zaferinin asıl önemi, Anadolu'yu Türklere (tekrar) açmış olmasından gelir. Anadolu içlerine akınlarını sürdüren Büyük Selçuklu komutanları yeni topraklar ele geçirdiler ve bağımsız yeni devletler kurdular.

Alparslan 1072'de ölünce Büyük Selçuklu Devleti’nin başına oğlu Melikşah geçti. 1072-1092 arasında hüküm süren Melikşah dönemi, Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun en parlak dönemi oldu.

Süleyman Şah komutasında Anadolu'yu fetheden Türk ordusu 1077'de tarihi Hıristiyan şehirlerinden İznik'i alarak Marmara Denizi, 1081'de İzmir'in fethiyle Ege, 1084'te Sinop'u fethiyle Karadeniz kıyılarına ulaştı. Ocak 1085'te Antakya ve 28 Şubat 1087'de Urfa ele geçirildi.

Diğer bölgelerde de seri fetihler devam etti. 1071'de Selçuklu komutanı Atsız Bey Suriye, Lübnan, Kudüs ve Filistin'i fethetti. Ekim 1074'te Akka'yı, 10 Haziran 1076'da bölgenin merkezi Şam'ı Türk topraklarına kattı. 1076'da Kahire'yi başarısız kuşatma girişiminde bulundu.

Artuk Bey ise Ocak 1077'de Lahsa, Katif, Kuveyt ve Bahreyn'i aldı. Haziran 1087'de Lübnan'da Sayda zaptedildi.

1070-1072 arasında geçici olarak Selçukluların eline geçen Hicaz 1080'den sonra kalıcı olarak Türk topraklarına katıldı ve Kızıldeniz'e çıkıldı. 1092'de Yemen, Aden ve Lahec'in fethiyle Hint Okyanusu'na ulaşıldı.

Doğuda ise 1074'te Semerkant fethedilerek Batı Karahanlı Devleti, 1089'da Kaşgar fethedilerek Doğu Karahanlı Devleti Selçuklu tâbiyetine alındı.

Selçukluların saldırılarına maruz kalan Bizans İmparatorluğu özellikle Komnenos Hanedanını hüküm sürdüğü 1081-1185 yılları arasında Malazgirt Savaşı'nın yarattığı bozgun durumunu durdurmuş ve Komnenos Restorasyonu diye adlandırılan dönemde Selçuklu yayılması engellenmiş ve geriletilmiştir. Bunda Anadolu'da Haçlı Seferlerinin yarattığı yeni güç dengesi ve özellikle II. Yannis Komnenos'nun başarılı diplomasisinin de büyük payı vardır.

Melikşah Büyük Selçuklu Devletinin en parlak döneminin yaşandığı zamandır. Bu önemli devlet adamının 37 yaşındayken 1092 yılında bir saray entrikası neticesinde öldürülmesi Ortadoğu tarihinin yazgısını değiştirebilecek nitelikte bir olaydır. Nitekim dört yıl sonra Andolu ve Suriye üzerinden Kudüs'e yönlenen I. Haçlı Seferi karşısında derli toplu bir güç bulamadığından başarıya ulaşmış ve iki yüzyıl sürecek Müslüman-Haçlı mücadelesi başlamıştır

 

Gerileme ve Dağılma Dönemi

Melikşah'tan sonra sırasıyla başa geçen I. Mahmud (1092-1094), Berkyaruk (1094-1105), Müizzeddin Melikşah (1105-1105) ve Mehmed Tapar (1105-1118) dönemlerinde Büyük Selçuklu Devleti gücünü ve eyaletlerdeki merkezi denetimini giderek yitirdi. 1118'de tahta çıkan Ahmed Sencer’in ülke topraklarını yeniden birleştirme çabası da başarılı olduysa da devlet hiçbir zaman Melikşah dönemindeki sınırlarına ve otoritesine kavuşamadı. 1128 yılında Doğudaki Doğu ve Batı Karahanlı Devletine boyun eğdiren Karahitaylar Büyük Selçuklu Devleti ile komşu oldular ve Selçuklulara baskı yaratmaya başladılar. 1141 yılında Karahitay ve Selçuklu orduları arasındaki Katvan Savaşı'nda yenilgiye uğrayan Büyük Selçuklu Devleti hızlı bir dağılma sürecine girdi. Karahitayların devletin en verimli toprakları olan Maveraünnehir'i işgal etmeleri Büyük Selçuklu Devleti'nin ekonomisini ve ordusunu iyice sıkıntıya soktu. Sultan Sencer, giderek artan ekonomik buhran nedeniyle ayaklanan göçebe Oğuzlara 1153'te tutsak düştü. İki yıl sonra kaçarak kurtulduysa da ülkede iktidarını yeniden sağlayamadan 1157’de öldü. Büyük Selçuklu Devleti böylece sona erdi. Bu tarihten sonra Büyük Selçukluların toprakları büyük ölçüde Harezmşahların denetimi altına girdi.

Hanedan üyeleri yönettikleri bölgelerde bağımsız davranmaya başladılar. Daha önce bağımsızlıklarını ilan etmiş olan Selçuklu hanedanın kurduğu devletlerden yalnızca Anadolu Selçuklu Devleti, yüz yılı aşkın bir süre daha ayakta kalabildi. Ayrıca devletin gerilemesinin sebepleri arasında Haçlı seferleri, Fâtımîler ile olan çatışmalar, Hasan Sabbah'ın Bâtınîlik propogandaları ve Oğuz boylarının ayaklanmaları sayılabilir. Bunun sonucunda ise Abbâsî halifeleri Selçuklu egemenliğinden kurtulmak için bir takım çalışmalar yürütmüştür. Bunlar Selçuklu Devleti'nin yıkılmasına neden olan etkenler ve nedenlerdir. Özet olarak Büyük Selçuklu Devleti'nin yıkılma nedenleri olarak aşağıdaki nedenler sayılabilir:

Merkezi otoritenin zayıflaması

Taht kavgaları

Oğuz isyanları

Haçlı Seferlerinin başlaması

Atabeylerin bağımsız hareket etmesi

Abbâsî Halifelerinin Selçuklu egemenliğinden kurtulmak için yürüttüğü bir takım çalışmalar

Bâtınîlik hareketleri

Fâtımîler ve Şiîlerin yıpratmaları

Şehzade ayaklanmaları

Katvan mağlubiyeti ve Karahitayların istilası

Kötü yönetim

......................................................................................

Selçuklu İmparatorluğu'nun dağıldığı bu dönemde ise Dünya'da Türk hareketleri devam ediyordu.

 

………………….

Selçuklu İmparatorluğundan sonra Anadolu Selçuklu Devleti 100 yılı aşkın bir süre ayakta kaldı.

 

 

 Daha sonra bu Devlet de yıkılınca Anadolu çeşitli Beyliklerin idaresi şeklini aldı.

 

  

   Not: Bu yazımız 28.03.2014 tarihinde güncellenmiştir.                                  

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      26983 kez okundu

Yorumlar

türkler zorla müslüman oldu saçmalığı     23/06/2015 11:36

Ya hala öldürülen 10.000 türkten bahsediyor. Emevilerin asıl amacı islamı yaymak değil diğer ırklara saldırmaktı. Emeviler dinimizin yüz karasıdır. Ve kaldıki bize islamı dayatmalarına rağmen (halbuki güzel güzel anlatsalar kabul ederdik) kabul eden olmadı. Eğer öyle olsa bile emeviler gittikten sonra din değiştirirdik. Yani birde kaldıki biz öyle şerefsiz bir milletmiyiz ki zorla din kabul edelim...
Misafir -

     08/06/2015 13:10

670 - 740 yılları arasında olanlarıda anlatabilir misiniz?
Misafir -

Tütklerin müslüman olması     08/04/2014 12:09

Türkler kendiliğinden Müslüman oldu ise 10.000 türk genci değirmen arkında kesilip un ügütülüp yiyen arap komutanlarına ne diyelim.
Misafir -


 Kahve Falı Yasağı, Tekke ve Zaviyeler Kanunu İçin Bir Hazırlık mı?

 

 Adnan Menderes Mahkemesini yenileme talebi İskilipli İçin Hazırlık mı?

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar4.83314.8525
Euro5.66745.6901
Hava Durumu
Anlık
Yarın
25° 31° 24°